Demokrasi

Demokrasi demokrasi denilen şey kısaca; bir topluluğun o topluluğun belli niteliğe sahip çocuğunluğunun dediğinin olmasıdır.

Demokrasiye atfedilen diğer her türlü ıvırzıvır liberal demokrasi, temsili demokrasi, hukuk devleti gibi kavramlara aittir.

Hukuk devleti ise kısaca; kişiye özel değil. belirli gruplara objektif bir biçimde uygulanıcak tabular bütünüdür.

Neyse gece gece bu kadar yeter

Reklamlar

İnsanlar Zor Hayvanlar

Entellektüel bir ayı olarak kendim için geliştirdiğim sosyalizasyon projesinde toplulukla sosyal bir ilişki kuracaksam o benim istediğim gibi olacak diyip geliştirdiği sosyalizasyan 2.0 projem.

sosyalizasyon 1.0 bundan önceki uyum aşamamdı. artık insanlarla iletişime girebiliyorum. monologda iyiyim yani ama çift taraflı ve üzeri konuşma-ilişki zor.

sosyalizayson sürecimi neyseki tam tamamlayamadığımdan eleştirel gözle bakabiliyorum. Ama sosyal ihtiyaçlarımı karşılamak için topluluğa bir taraftan dalma zorunluluğunda hissettim kendimi

kendi kendini endoktrine(beynini yıkamanın gavurcası) etmek. çok salakça ama kendi iki kişiliğimi birleştirmek bu iki kişiliğimide yok edecek yerine bir sentez yapacak ve karşılaştırma olanağımı kaybedeceğim 😦

bilmem ne yapacağım gece gece yazmak geldi. eskisinden daha rahat yazabiliyorum artık kendime güvenim arttı.

sosyalizasyon aşamamı tamamlamamamın nedeni sosyal ilişkilerden zarar görmemek için geri çekilmem ve bunun sonucunda kalan boş zamanı sosyal zeka gerektirmeyen yöntemlere yönelmemdir.

bilgi edinmeyi sevdiğim için kendimi bilim dergisi vb. kitaplara verdim. ama sosyalizasyon için ilginç bir avantaj oluşturdu bu. insanları bilgi şokuna sokarak paralize edebiliyorum. bunun dezavantajı yukarda yazdığım gibi monologtan yükseğe sıkabileceğim insan sayısının sınırlı olmasıdır.

çünkü bu yolla insanlarda bana karşı saygı oluşturabilirim(daha önce adam döverek bağırarak yaptığım gibi) ama arkadaşlık gibi sosyal oluşumları oluşturmak için bu ters teper ve insanlar sadece bir kitap gibi bir kere okur ve bırakır. yani bilgiyi alır bırakır.

Diğer otoriteler gibi senin üzerinde bir otorite tabusu oluşturur(senin birşeyleri yapmaman kısıtlaman karşılığında diğer kişinin de kendiğini kısıtlaması) Örneğin çevresindeki herkese küfreden şakalar yapan biri sana gelince çok saygılı biri olur. ama sende otoriter konumunu korursan. bunun sonucuda yine monologtan yukarıya çıkamamayı getiriyor.

ikili ilişkiyi oluşturmak için gereksiz resmiyetlerden kurtulup kendi benliğimi çevremden(ve kendimden) korumak oluşturduğum tabularımı yıkarak olur. insani yönlerimi ortaya çıkarmalıyım ki karşımdaki benle iletişim kurabileceğini anlasın.

bunca yazdınktan sonra rasyonelliğin amına koyayğim diyerek seksist dilimizle örnek bir bla bla bla.

alamancı(yani iki kültür arasında kaldım) gibi oldum ama daha mutluyum çünkü içimden geldiği gibi yazıyorum. keh keh. eyjafjallajöküll. linux 2.6.37


İnterneti başıboş bulan Atatürk düşmanlarına sanal savaş ilanı…

Çok güzel eğlenceli öğretici bir site http://ataturkcudusunce.wordpress.com/

kemalist hezeyanlarında bir numara.

ne yazık ki elegeçirilmiş(veya öyle olması düşündürülmek istenmiş)

atatürkçü çocuk eğitimi

“Ataturk lokmasini bitiren cocuklari cok severdi”
“Kurtulus savasinda cephede bu yemekleri bulamiyorlardi”
“Bunlari yersen Ataturk gibi akilli olursun”

gibi ders verici ve sevdirici cumleler kurulabilir pekala.

Cocuk (mesela sobaya dokunmamasi gibi onemli konularda) korkutulacagi zaman da ayni sey gecerli. Cahil anne babalar cocuklarina “Seni umaciya veririm” “Ocu geliyor” “Canavarlar duyar” “Doktor gelecek sana igne yapacak” gibi sacma sapan seyler soyluyorlar. Bunlar yerine, devrimlerle daha uyumlu olabilecek seyler tercih edilebilir. Mesela:

“Dinciler geliyor“,
“Seni sakallilara veririm“,
“Gericiler duyar” ,
“Sikmabaslar goturur” ,
“Seriatcilar gelecek sana igne batiracaklar, kurban gibi kesecekler”

kemalist kişilik bozukluğu hat safada

ANKET YAPTIM: Tum Dunyanin Onunde Saygiyla Egildigi Tek Lider Kim?

Bir Bati ulkesinde cogunlugu Avrupali bu genclere su soruyu sormustum: “Bugun Tum Dunyanin Onunde Sonsuz Saygiyla Egildigi Tek Lider Sizin fikrinizce Kimdir?” (Orjinal soru: PLease tell me Which leader inthe world in your opinion is the only leader before which all the world citizens bend down today with eternal respect?)

Iki uc saatin sonunda bu kadar yeter deyip biraktigimda okulun icindeki bir kafede oturup bilgisayarimi actim sonuclari derledim. Toplam 216 ogrenciyle konusmusum.

Yuzdeye vurunca sonuclar soyle cikti:

1- Ataturk %97

2- Churchill %2

3- Diger %1

Avrupanin ortasinda manzara bu!

holy mother of god!!!

BILIMSEL ARASTIRMA: 23 Nisan: Butun dunya nese doluyor

Ben bu yalanci iddialari curutmek icin daha da vakit kaybetmeden, yani bu iddialar pek yayilmadan ise koyulup yilanin basini yavruyken ezmeye karar verdim ve Cumartesi gunu bir sinemada bilimsel calisma yapma firsati buldum. Gittigim sinemanin bir baska salonunda cocuklara yonelik bir film oynatiliyordu, bu nedenle de salonda cok sayida cocuk vardi. Onlara sordum: “Bir yilda 365 gun var, sizi en mutlu eden gun hangisi?” (There are 365 days in one year, in which day are you the happiest?)

Sevgili dostlar, bu anketlerin sonuclari herkesin malumudur ancak ben yine de yaziim dedim. Malum, bu heriflerde akil mantik rasyonellik gibi seyler aramak mumkun degil, bilimsel kanitlari bastan agizlarina oyle bir tikamak lazim ki bidaha olene dek acamasinlar o pis agizlarini. Ben notlarima baktigimda o gun 61 cocuklar konusmus oldugumu goruyorum. Bu 61 cocugun 61’i de, YANI YUZDEYUZU kendilerine mutluluk veren gunun 23 Nisan oldugunu 23 Nisan gununun kendileri icin dogumgunlerinden ya da kendi milli bayramlarindan cok ote bir anlam ifade ettigini belirttiler. Cocuklarin gozlerinin icindeki o coskulu ifadeyi gormeliydiniz! Hepsi Ata’ya sevgilerini ve saygilarini acikca ifade ettiler. Cogunun odasinda Ataturk resimleri de varmis.

vallahi duruyor abi durduramıyoruz 🙂

Bilimsel Arastirma: Tarihin Aydin Donemleri!!!

Bu soruyu piril piril yuzlu, acik basli, 87 aydin insana sordum, bilimsel metodlari olan sonsuz inancim geregi orada bulunan 4 tane sikma bas yobaza da ayni soruyu yonelttim. Cunku biz onlar gibi degiliz, bilime saygimiz var, sikmabas bile olsa eger orneklem icerisinde yer aliyorsa onlara da soru yoneltmek sikmabaslara olmasa bile bilime olan saygimizin bir gostergesidir.

Boylelikle sevgili dostlar, 91 kisiye soru sorarak bilimsel arastirmami gerceklestirmis oldum. Sonuclar herzamanki gibi carpiciydi.yuzdeye vurdugumsa sonuclar soyle geldi;

%86: 1920lerin, 1930larin Turkiyesinde yasamak isterdim. Aydinlik, umut dolu, gelecege piril piril bakan,ilerici ve cagdas bir halkin (iclerindeki birkac cirtlak ses haricisinde) aydinlik yarinlara dogru ilerledigi o kutlu donem insanlik tarihinin en muhtesem donemidir. O donemde yasamak, Kemal Ataturk’u dunya gozuyle gorebilmek isterdim.

%11: Ronesans ve reformun cesitli anlarina denk gelen donemler. ( farkli ogrenciler, ronesans ve reformun farkli donemlerine karsilik gelen zamanlarinda yasamak istediklreini soylediler.)

%3: Diger (Bu kategoriye giren ogrencilerde Hz Omerin adaletli devrini, 4 halife devrini, islamin saadet asrini, ve Fatih Sultan Mehmet donemini ozlediklerini soylediler. Kim olduklarini siz anlayin artik, fazla soze gerek var mi?)

“SAKALLI DEDE” BASLIKLI YAZIM HAKKINDA COK ONEMLI BIR ACIKLAMA

Sakalli dede baslikli yazimla ilgili bana ulasan bazi okur mektuplarinda “Sakallilari sevimli mi gostermeye calisiyorsun?” seklinde sorular geliyor. ASLA! gerci yazida gayet acik ama madem anlasilmamis kisaca izah edeyim:

Gerçekse adamlar aşırı derecede atatürk almaktan iyice uçmuşlar. Eğer trollerse komik ve başarılılar.


“Meşru” şiddet Tekeli

Devletlerin meşru şiddet tekeline sahip olması çok garip yahu. Her konuda öyle devlet alınca vergi mafya alınca haraç olması gibi. Mısırdaki olaylarla beraber Friendfeedte bu konular tartışılmaya başlıyınca dayanamadım yazayım dedim.

Hatta devletlerin sahip oldugu silahlarla dunyayi bilmem kac kez yok edebilecekken insanlarin silahlanmasi neden rahatsiz etsin. devletler savasinca milyonlarca insan oluyor. onemli olan devlet gibi buyuk teror orgutlerinin elindeki silahlardir. buyuk otoritelerin silahlanmasini onlemek cok daha onemli. yoksa zaten bir grup insanin yaptigi siddet devletlerin uyguladigi siddete kiyasla cok kucuktur. otoritelerin bolunmesi un ufak olmasi gerekir milyarlari oldurebilecek bir guc olusmasin

Halkin devlete karsi v for vendettadaki gibi yurumekten baska direnis gucu olmazsa(ki zaten halk orda salakca hicbirsey yapmadan silahli askerlerin arasina dalabilirmi lan. zabita bile engeller ama film iste.) bugunku gonullu kolelik gibi bir durum ortaya cikar otoritenin guc kullanmasi durumunda oranti guc gibi tartismalar olur. fakat bir nedenle “mesru” guc odaklari disinda biri guce bas vurursa. o kisi terorist olur hain olur servet dusmani olur. pasivist bir dusunce ile dusunmezsek ve bu gibi olumleri istemiyorsak en buyuk otoritelerin siddet gucune karsi kisilerin kendi siddet gucune sahip olmasi gerekir. yoksa sonunda bu siddet gucununde tek bir otorite elinde toplanmasi ve diger hicbir gucun varligina imkan vermeyecektir.


Türkiye’de Kişi Kültü

Türkiye’nin ortadoğudaki diğer diktatör yönetimlerinden farklı bir biçimde ismet inönünün yönetimi bırakmasıdır. bunun sonucunda liberal demokrasi benzeri bir sisteme geçmişitir. ismet inönü diğer ortadoğu diktatörlerinin yapamadığını(ve atatürkünde) yaptı ve tasfiye olmayı kabul etti.

Türkiyenin liberal demokrasi benzeri rejimin Türkiyeye gelmesinde en kilit unsur İsmet İnönüdür. ortadoğudaki diğer krallar, diktatörler iktidarlarından vazgeçemediği için bugünkü liberal demokrasiye en çok benziyen ortadoğu ülkesi türkiye olmuştur. Tabi bu asla liberal demokrasi değildir. kapitalizmin etkili olmadığı bir liberal demokrasi olmaz.

İsmet inönüden sonra chp’den ayrılıp kurulan dp ise hem yumuşak bir geçişi sağlamış hemde Celal Bayar etkisiyle ve tek parti döneminden gelen bir alışkanlıkla Atatürk kültünü sağlamlaştırarak İsmet İnönü kültünü kırmıştır.


Blog Daha Ölmedi Yaşasın Konstantinapolis Müdafii Konstantin Palaiologos

konstantin palaiologos

Her ne kadar çok sık güncellemesemde şimdilik pek birşey yazamıyorum. ama umarım şu yüzlerce taslağı ve kafamdakileri toplayıp birşeyler daha karalayabilirim.

Genelde blog’a benim ilgilendiğim gibi sadece bilgi ve düşünce içeren şeyler girmeyi severim fakat nedense uzun süre toplum arasında vakit geçirmem nedeniyle biraz sosyal yanım ağır bastı ve bu yazıyı yazmış bulundum.

İlerde toparlayabilmek yüzlerce draftı toparlamak umuduyla

Genede boş kalmasın diye büyük Roma İmparatoru Konstantin Palealogos XI

Birkaç bin kişilik ordusuyla yüzbinlerce kişilik osmanlı ordusuna karşı haftalar boyu kahramanca yüce Konstantinopolisi savundu. Savaşın sonunda barbarlar surları aştıktan sonra atından indi ve imparatorluk simgesi olan mor kuşaklarını yırttı. Diğer bizans askerleriyle birlikte tarihteki son romalılarla kafire karşı direndi ve savaşarak şehit oldu.

Arkasında yüzbinlerce adamın desteği ve önünde tamamen kuşatılmış bir şehir olan II.Mehmet denen şarlatanı övmeye nasıl utanılmalı. Yedi düvele karşı savaşmış her tür barbar kavimle savaşmış yorgun bir şehri yüzbinlerce kişiyle işgal etmenin nesi başarı?  Fatih Sultan Mehmet çadırında kebabını yerken kolasını içerken Konstantin Palealogos askerlerinin yanında sıradan bir piyade gibi ölümüne savaşıyordu.

Allahın kılıcı Konstantin Paleagalos seni unutmayacağız.