Otoritenin Düzeni Üretme Araçları

Hapishane okul tımarhane. İnsanın farklılıklarının egemenin ihtiyacına göre törpülendiği şekil verildiği yerlerdir. İnsanların var olan düzene uyum sağlamasını ve direnişinin kırılmasını sağlar. Yıldırır.

Otorite kurmak isteyenler insanın belli bir otoriteye bağlı olarak tüm ihitiyaçlarını karşılamayı ilke edinmişlerdir. insanlar sürekli izole edilmek istenir. çok kişide olsa hücrede de olsa. çok kişi ise belirli tanrıların (öğretmen, gardiyan, hastabakıcı, doktor) gözetiminde, her türlü şeyiyle onlara bağlı olarak yaşar.

Kitle içindeki izolasyona örnek olarak: sınıflarda konuşmanın, gülmenin yasak olması sadece otoriteye bağlı olarak bu eylemi gerçekleştirilebilmesiyle örneklenebilir. Bu yapılar insanların bireysel kimlikleri yok edip oluşturulmak istenen topluluğa kendi normlarıyla zorla entegre edip sistemin sürekliliğini sağlar. Çünkü insan bu dayatılan normları benimsemezse kitle içinde çatışma yaşamadan ilişki kuramaz. Sadece normlara uyum sağlar.

Bu endoktrinizasyon yuvaları günümüzdeki eşitsizliği korumanın ve yeniden üretmenin en önemli araçlarından biridir.

Reklamlar

Devlet Üzerine Şeyler

Globalizm deniyor. Hala pasaport var, vize var, gümrük var. Devlet diyor ki; “sen benim malımsın ulan”

Bugünkü genel modern(batı yani hakim kültür o dünyada) devletleri; sosyal demokrasi boyalı, anayasal denetimli liberal demokrasi: özelliği solidarist olması. Yani burjuva egemen devlet güçlü, halk ve kapitalistin arasını buluyor. karşılığınıda haraçları(vergileri) ile çatır çatır alıyor.

Bugünkü devletin temel görevi: Kapitalizmin kalesi bankaları beslemek hastalanınca milyarlarca doları gene iyileşmesi için harcayarak ve kiralık katil(ordu) besleyerek kendi merkezi otoritesine ve ekonomisine direkt olarak karşı şeyleri otorite tekelini kullanarak engellemek. Ha birde bunların nedeni ise Halkı ise tüketebilecek ve isyana kalkışmayacak kadar dizginlemek

GÜÇ TEKELİ SAHİBİ DEVLET KENDİNE TEHDİT OLDU MU BU GÜCÜNÜ ŞİDDET TEKELİNE DE SAHİP OLARAK KULLANIR VE BUNU HER ZAMAN MEŞRULAŞTIRIR. Düşmanları her zaman hatalıdır.

Devletin şiddet tekeline dayanan hukuku(veya modern tabu) İnsanların her türlü davranışı belli bir otorite tarafından dayatılan normlara uymak zorunda olmasıdır. Hukuk devletinde bu tabuya aykırı birşey yaparsa devlet bunun öcünü alır.


Üniversitenin Özerkliği ve Sistem Dışı Çözüm

Üniversitenin özerkliği; katolik kilisesininde çıkarına olarak teolojiyi devletlere bağlı kılmamak için oluşturulmuş bir durum. Yoksa ortaçağ üniversiteleri kilise değil devlet güdümün girecek ve kilisenin hiyearşisinin üst kısmı ‘devletine bağlı’ kişilerden oluşacaktı.

Fransız devrimi oldu kilise amı götü dağıttı. Kilisenin ufaktan yeni yeni başlamış halka yönelik dini okulları gibi bu da devlet güdümüne girdi. ama kilise okulları gibi yeni oluşum ulus devletler tarafından kilise yerine devletin egemen olduğu public schooling’e çevrilebildi.

Public Schooling; devlet eğitimi, milli eğitim devletin egemen olduğu halkı küçük yaştan itibaren belli yaş gruplarına bölerek 19.yydaki fabrika benzeri(zil, mesela) belli bir müfredatla endoktrinizasyona uğratmasıdır.

İtaat eğitimi veya iyi asker iyi işçi yaratmak olarakta amaçları sıralanabilir.

Ama üniversite gibi köklü bir kurum bu kadar sert çevrilemedi. sonraki özgürlük dalgasıyla kısmen public schollinge göre daha özerk kaldı.

Günümüzde sosyalist çevrenin en rahatsız olduğu konulardan biride üniversitelerin piyasalaştırılmasıdır. Paradigmayı unutup kapitalist düzende sosyalizmi yaşayabileceğini umarak avrupadaki devletleri sosyal devlete dönüştürerek sorunun düzeleceğini sanarak sorunu büyütende bu görüş.

Kapitalizmin alternatifi hiyearşik bürokratik serfikilandırma kurumları değildir. Üniversiteler sosyal devlet dalgası sonrası neo liberalizm dalgası nedeniyle artık küçültülen devletlere bürokrat yetiştirme yeri olmaz. Bu durum diplomalı işsizler yaratır.

Kapitalizme nitelikli müdürler gerekiyor. Bu yüzden devlet kapitalizm anlaşması olan public schooling sonrası. Üniversitelerde 20yy ortası sekteye uğrasada devlet kapitalizm anlaşması yeniden sağlanıyor.

Özellikle Türkiye ve diğer 3.dünya ülkeleri açısından bakarsak bu devletlerde zamanında kapitalizm gelişmediği için devlet batıdan alınan bu modelleri kendine uyguladığı için yukardaki “iyi asker iyi işçi” formülasyonundaki kapitalizmin etkisi fazla olmayınca bu tamamen devletin hakim olduğu iyi asker iyi memur”‘a dönüşüyor

Ama yukarda dediğim gibi neo liberalizm dönemi dalgaları yeni yeni kapitalizmin hakim olduğu bu ülkeleri de etkileyince devlet küçülüyor ve okul aşığı 3.dünya ülkelerinin public schoolingi memur yetiştiriken devlet küçülmeye başlıyor. bunun sonucu ise gene bu ülkelerde çok fazla görülen diplomalı işsizlere yol açıyor. Üstelik kapitalizmde kendine uygun işçi, müdür bulamıyor.

Sistem zaten bunun ara yolunu bulmuş özel sertifika programları vb ile bunu geçici olarak hallediyor. Şimdi yetirce güçlendikçe eski yapıyı da bu duruma uyduruyor.

Bunun sonucunda tüm eğitim sistemi ve piyasalaştırılmaya çalışılırken veya günümüz paradigmasına uyumlu hale getirilmeye çalışılırken buna karşı çıkan kişiler eski bürokratik hiyearşik yapıyı savunur duruma düşüyor.

Bu nedenle sorunun kökenine inip artık üniversite olsun devlet okulları olsun bu konularda sendikaların işçiler için yaptığı gibi daha çok maaş talebi gibi parasız eğitimi değil bizi tahakküm altına alan bu paradigmaya karşı çıkalım.

Bunun içinden yapılan çözümler bu sistemi daha mistifikasyonlaştırır ve tabulaşmasına yol açar.

Önemli olan insanların emeklerine bir değer biçilerek emeklerini zorla satan ücretli köleler olmamasını savunmaktadır. Önemli olan İnsanların bir hiyearşi içinde düzenli olarak birbirlerini endoktirinizasyona uğratıp bu yolla sosyalizasyona uğratmamasıdır.


Ulus Devletten Günümüzdeki Devletlere

Liberal demokrasiler kapitalizmin devletle çatışması sonucu kapitalizmin galip geldiği ve devleti tahakküm altına aldığı sistem.

Ama bugünkü sistem devletin daha güçlü olduğu anayasal liberal demokrasi. bugünde devletler tamamen solidarist bir mantıkla (sosyal devlet) yönetilir. batan bankalar kurtarılır, işçilere “haklar lütfedilir” tüketim artar, sistem uygun köleler(“gelişmekte olan ülkeler”) buldukça kendini şişirir herkes devletin eline bakar.

Bu nedenle bu ortamı bozan aşırılar cezalandırılır. ama görüş ifade edebilirler yeter ki değiştirmesinler devlete karşı devlete dava açsınlar. devletin şiddet tekelini kırmadıkça sorun olmaz. kapitalizm, devlet anlaşması olan ulus devletin gücünü kapitalizm lehinde kırmak için liberal devlet savunulmuştur. Devletin kapitalizm üzerinde liberal demokrasi sonrası hakim olması ise faşist devleti oluşturur


Seçilmiş Oligarşi veya Temsili Demokrasi

Temsili demokrasinin yüceltildiği liberal demokrasiler özellikle eski tip merkeziyetçi temsili demokrasilerin en önemli sorunu tüm “ülke” denen yerdeki insanların çoğunluğunun seçilmiş oligarşiyi onaylama oyunu oynaması sonucu bireylerin veya küçük topluluklarının kendi başına karar vermesi devletin tekeli nedeniyle engelleniyor.

Liberal demokratik devletin en önemli özelliği temsili demokrasi veya seçilmiş oligarşi demek değildir. Özelliği kapitalizmin devletle çatışması sonucu oluşan devlet olmasıdır.

Demokrasi özgürlük için boyası. temsili demokrasi demokrasi değildir(ki bende demokrat değilim :)), her hangi bir otoritenin oldu yerde de özgürlükten söz edilemez.

Ne demek istediğimi anlatayım:

Monarsiden sonra gelen ulus devlet kapitalizmle devlet savasina donen liberal demokrasi ve sonra devlet hakim olursa fasizm ve solidarist ekonomi. liberal fasist yonetim olan anayasal e iki yonetimin arasinda kalmis bir yonetim bicimidir. ulus devlet ve sonrasinda kapitalizmin rolu cok buyuktur. ama kapitalizmin yol actigi ulus devlet sureci ve sonrasi kapitalizmin devlete hakim olma surecidir. devletin yerine kapitalizmi getirememis kapitalizmin hakim oldugu devlet olmustur.

kapitalizm devlet catismasi liberal demokrasiye, devletin bu mucadeleyi kazanip kapitalizmi tahakkum altina almasi solidarist ekonomi ve fasizme neden olur.

kısaca devlet ilerlemesi:

Monarşik Devlet —> Ulus Devlet —> Liberal Demokratik Devlet —> Faşist Devlet

İkinci Dünya Savaşı sonrası Liberal Demokratik Devlet ve Faşist Devlet arasına “Anayasal demokrasi” veya benim uydurduğum kavram olan Liberal Faşist devlet girdi:

Monarşik Devlet —> Ulus Devlet —> Liberal Demokratik Devlet —> Liberal Faşist Devlet —> Faşist Devlet

Liberal devlet halkını gaza getirmek için bu kavramları kullanır. Ki günümüzün batı toplumu ikinci dünya savaşından sonra liberal demokrasiyi aşıp faşizme gelmeden durmuştur. Bugünkü devlet anayasal denetlemeli liberal demokrasidir. Ben bugün batı devletlerine liberal faşist demeyi uygun buluyorum.

Nedeni ise eski Liberal devlette tam olmayan rejim muhafızı sistem(anayasa mahkemesi) yeni liberal faşist devlette bulunur.


Çocuk Tabusu ve Zararları

Türcülük yapmayı sevmem ama zaten Çocuk = İnsan 21 yy 19 yylın çocuk tabusunu arttırarak devam ettiği bir zaman ne yazık ki. Çocuklar için çocuklara rağmen. Bugünkü yetişkinlerin dünyasını açıklayan cümle bu. Çocuklar için zorla okula gönderilir, sevişmeye çalışınca engellenir dövülür, şuraya otur, bunu düşün, şunu ye, tuvalete gitme, konuşma, uyu, yetişkinlerden her ihtiyacın için dilen, yetişkinlerden herşey için onay al. Herşey çocuklar için falan değil herşey çocukların büyüklere sorgusuz itaat etmesi için. İnsanların birşeye zorlanmasıyla insaların birşeyi isteyerek yapması arasındaki farkı anlayalım. Yetişkin itaat eğitimi almış endoktrinizasyondan geçmiş çocuktur.

Bana cocuk gibi davraniyorsun demek bile aslında çocuğun ne anlama geldiğini açıklayan bir cümle. Bunun anlamı “benim uzerimde otorite kurma”dır.

Çocukların cinselliği için ise:

İnsanların özgürlüğüne nasıl karışırsın sen hadım olabilirisin veya doğuştan aseksüelsindir ama insanların bölünerek çoğalmadığını bilmelisin. sevişen insanların varlığından tiksinebilirsin belki ama gerçek bu. yasaklarla anca insanın insana işkencesini arttırısın.

Eğer korkmazsan git batıyı hedefleyen porno sitelere bak birde doğuyu hedefleyen porno sitelere bak hangisinde tecavüz kategorisini göreceksin bil bakalım. ataerkillik ve cinsel tabuların yol açtığı sorunları aynı düşünceyle çözemezsin.

Yukarıda yazdığım gibi karşılaştırma yaparsak; çocuga vurmakla, yetiskine vurmak cocugu zorla yikamakla yetiskini zorla yikamak, cocugu zorla okula gondermekle yetiskini zorla okula gondermek, cocugu zorla calistirmakla yetiskini zorla calistirmak arasinda insani tahakkum alma acisindan hicbir farki yoktur.

Çocuk tabusu ve terör 150 yıllık geçmişleri var. batı merkezli tabular. günümüz de batı uygarlığının hakimiyeti olduğu için, bu nedenle bu kadar sömürülüyor her devlet tarafından. insanların itaat etmesi için en büyük korkularını kullanmayı çok sever devletler.


Çocuklar istediği gibi sevişebilir istediği gibi davranabilir isterse kameraya çeker paylaşır, isterse bugünkü kapitalizm gerçeği gereği bundan para kazanır.

O iki yüzlü ahlakınızı alında götünüze sokun. Sanki çocukken yorgana, duvara sürtünen aman şu öğretmenin bacağı açıldı diye dolaşan kişiler sizler değilmişsiniz gibi.


İnsanların kendisinden utanmasından çocukluktan itibaren sevgiden korkutup itaate zorlamak yetişkinlerin geçmişten gelen travmalarını tekrarlamaktan başka hiçbir işe yaramaz


Yukarıda yazdığım gibi insanların bu tabusunu kullanan devlet hiç umrunda olmasa bile otoritesini genişletmek için bunu çok güzel kullanır.