Devrecilik

Devrecilik, otoritenin kisilerin ihtiyaclarini kisip bu kisileri siniflara bolerek onlari ihtiyaclari icin calismaya zorlayarak olusur. Hiyearsi bu bolunme sonucu olusur. Kisiler birbirleri uzerinde kontrol kurar ve ihtiyaclarinin giderilememesi ve zorunlu calisma nedeniyle ya bu kosullardan kurtulmali ya da yansitarak kendileri bunu benimsemelidir. Bunun sonucunda daha once kendisine yapilan seyleri yuksek siniftayken asagi sinifa yaparsa bu rahatsiz durumu normallestirip benimser “bu boyle olmali” der ve kendi catisma durumunu baskilamis olur.

Bir cesit gerontokrasi sayilabilir

Okulda, orduda vb. itaat egitimi verilen yapilarda, temel ihtiyaclarinda otoriteye bagimli olmasi yuzunden devrecilik sikca gorulur.

Reklamlar

Otoritenin Düzeni Üretme Araçları

Hapishane okul tımarhane. İnsanın farklılıklarının egemenin ihtiyacına göre törpülendiği şekil verildiği yerlerdir. İnsanların var olan düzene uyum sağlamasını ve direnişinin kırılmasını sağlar. Yıldırır.

Otorite kurmak isteyenler insanın belli bir otoriteye bağlı olarak tüm ihitiyaçlarını karşılamayı ilke edinmişlerdir. insanlar sürekli izole edilmek istenir. çok kişide olsa hücrede de olsa. çok kişi ise belirli tanrıların (öğretmen, gardiyan, hastabakıcı, doktor) gözetiminde, her türlü şeyiyle onlara bağlı olarak yaşar.

Kitle içindeki izolasyona örnek olarak: sınıflarda konuşmanın, gülmenin yasak olması sadece otoriteye bağlı olarak bu eylemi gerçekleştirilebilmesiyle örneklenebilir. Bu yapılar insanların bireysel kimlikleri yok edip oluşturulmak istenen topluluğa kendi normlarıyla zorla entegre edip sistemin sürekliliğini sağlar. Çünkü insan bu dayatılan normları benimsemezse kitle içinde çatışma yaşamadan ilişki kuramaz. Sadece normlara uyum sağlar.

Bu endoktrinizasyon yuvaları günümüzdeki eşitsizliği korumanın ve yeniden üretmenin en önemli araçlarından biridir.


Üniversitenin Özerkliği ve Sistem Dışı Çözüm

Üniversitenin özerkliği; katolik kilisesininde çıkarına olarak teolojiyi devletlere bağlı kılmamak için oluşturulmuş bir durum. Yoksa ortaçağ üniversiteleri kilise değil devlet güdümün girecek ve kilisenin hiyearşisinin üst kısmı ‘devletine bağlı’ kişilerden oluşacaktı.

Fransız devrimi oldu kilise amı götü dağıttı. Kilisenin ufaktan yeni yeni başlamış halka yönelik dini okulları gibi bu da devlet güdümüne girdi. ama kilise okulları gibi yeni oluşum ulus devletler tarafından kilise yerine devletin egemen olduğu public schooling’e çevrilebildi.

Public Schooling; devlet eğitimi, milli eğitim devletin egemen olduğu halkı küçük yaştan itibaren belli yaş gruplarına bölerek 19.yydaki fabrika benzeri(zil, mesela) belli bir müfredatla endoktrinizasyona uğratmasıdır.

İtaat eğitimi veya iyi asker iyi işçi yaratmak olarakta amaçları sıralanabilir.

Ama üniversite gibi köklü bir kurum bu kadar sert çevrilemedi. sonraki özgürlük dalgasıyla kısmen public schollinge göre daha özerk kaldı.

Günümüzde sosyalist çevrenin en rahatsız olduğu konulardan biride üniversitelerin piyasalaştırılmasıdır. Paradigmayı unutup kapitalist düzende sosyalizmi yaşayabileceğini umarak avrupadaki devletleri sosyal devlete dönüştürerek sorunun düzeleceğini sanarak sorunu büyütende bu görüş.

Kapitalizmin alternatifi hiyearşik bürokratik serfikilandırma kurumları değildir. Üniversiteler sosyal devlet dalgası sonrası neo liberalizm dalgası nedeniyle artık küçültülen devletlere bürokrat yetiştirme yeri olmaz. Bu durum diplomalı işsizler yaratır.

Kapitalizme nitelikli müdürler gerekiyor. Bu yüzden devlet kapitalizm anlaşması olan public schooling sonrası. Üniversitelerde 20yy ortası sekteye uğrasada devlet kapitalizm anlaşması yeniden sağlanıyor.

Özellikle Türkiye ve diğer 3.dünya ülkeleri açısından bakarsak bu devletlerde zamanında kapitalizm gelişmediği için devlet batıdan alınan bu modelleri kendine uyguladığı için yukardaki “iyi asker iyi işçi” formülasyonundaki kapitalizmin etkisi fazla olmayınca bu tamamen devletin hakim olduğu iyi asker iyi memur”‘a dönüşüyor

Ama yukarda dediğim gibi neo liberalizm dönemi dalgaları yeni yeni kapitalizmin hakim olduğu bu ülkeleri de etkileyince devlet küçülüyor ve okul aşığı 3.dünya ülkelerinin public schoolingi memur yetiştiriken devlet küçülmeye başlıyor. bunun sonucu ise gene bu ülkelerde çok fazla görülen diplomalı işsizlere yol açıyor. Üstelik kapitalizmde kendine uygun işçi, müdür bulamıyor.

Sistem zaten bunun ara yolunu bulmuş özel sertifika programları vb ile bunu geçici olarak hallediyor. Şimdi yetirce güçlendikçe eski yapıyı da bu duruma uyduruyor.

Bunun sonucunda tüm eğitim sistemi ve piyasalaştırılmaya çalışılırken veya günümüz paradigmasına uyumlu hale getirilmeye çalışılırken buna karşı çıkan kişiler eski bürokratik hiyearşik yapıyı savunur duruma düşüyor.

Bu nedenle sorunun kökenine inip artık üniversite olsun devlet okulları olsun bu konularda sendikaların işçiler için yaptığı gibi daha çok maaş talebi gibi parasız eğitimi değil bizi tahakküm altına alan bu paradigmaya karşı çıkalım.

Bunun içinden yapılan çözümler bu sistemi daha mistifikasyonlaştırır ve tabulaşmasına yol açar.

Önemli olan insanların emeklerine bir değer biçilerek emeklerini zorla satan ücretli köleler olmamasını savunmaktadır. Önemli olan İnsanların bir hiyearşi içinde düzenli olarak birbirlerini endoktirinizasyona uğratıp bu yolla sosyalizasyona uğratmamasıdır.


Üniversitelerin Ticarethane Olması

Bence universitelerin devlet elinden cikmasi iyi birsey. universiteler zaten günümüzde eleştirildiği gibi zaten meslek yuksek okulu gibi calisiyorlar.

Endustrileşme sonrasi nitelikli papaz yetistiren teoloji temelli kucuk okullar olan universiteler burokrat, mudur yetistirme icin mantar gibi ureyen yuksek okullar oldular. ulus devlet milli kapitalizm anlasmasinin urunu olan orgun egitimin ustun nitelikli insan “yapan” kismi.

Ulus devletin bu denklemden dislanmasi milliyetciligin dislanmasidir ve verimsiz bir sirket olan devletin yerine post modern bir kapitalizmin gelmesidir. Bunun sonucunda devletin o halki frenliyen solidarist rolu yok olur. belki onun yerine baska bir sovenizm yerlestirilip statiko bir sure daha korunabilir ama devletin destegi olmadan kapitalizmin dayanma sansi daha az. birakin surec hizlansin.

Ve birbirimizi yemeyelim universitelerin diger okullar gibi tek islevi sertifikadir. Diger unsurlar bu sertifika icindir. Bilgiye ulasimin onundeki en onemli engellerde bu sertifikalardir. İnsanlar istedigi gibi istedigi bilgiyi istedigi sekilde elde edebilmeli ve diger insanlarla da ozgurce bilgi alisverisine girebilmelidir. Savunulmasi gereken sey universite degil bir onceki cumlede yazdigim tanimdir.


Okul veya Örgün Eğitim

Okullar toplumu militarize etmek ve endüstirileşmeye uyum sağlamak için kullanılmıştır. Bu sayede daha önce sınırları değişen büyük imparatorların sınırları arasında gidip gelen köye sahip insan vatanım vatanım demeye başladı.

Eğitilememiş işçilerin yaptığı ayaklandırmaları bastıran ve sonuçta insanlara devlet gibi düşünme bilincinin aşılanması ve devlet için götümü bile veririm diyen insan tipinin ortaya çıkması bu sayededir. Ayaklanmaları okula bağlamak ise yukarda yazdığım nedenlerden çok saçmadır. Ayaklanmaların artmasının nedeni bilginin halka ulaşımının artması yani iletişim kanallarının artmasıdır.(kitap, gazete, radyo, televizyon, internet kibin) okul ise bunlara rağmen insanı “evcilleştirmekten” başka işe yaramaz. Başka işe yaradığını düşünen varsa neden bugün bunca bilgi kaynağına rağmen insanların neden okula gittiğini sorsun kendine.


Eğitim Sistemi

Çocukların seneler boyu belirli saatler içerisinde etrafı duvarlarla çevrili yerlere kapatılması, doğal ihtiyaçlarından utandırma/kısıtlama (soru sorma, tuvalete gitme yemek yeme), kimliğinin tamamen reddedilip bir numara verilip tektip giyindirilerek yıldırılıp tamamen sınıftaki otorite olan öğretmene itaat ettirilmesine eğitim denir.

Eğitim sistemi bence en büyük toplum mühendisliği örneğidir. Tüm çocukların daha çok küçük yaşlardayken kişiliklerini, düşünceleri, davranışlarını belirlemek üzerine işler bu sistem.

Üstelik bu sistem insanların küçüklükten itibaren propaganda altında otoritelerin istediği gibi insan/köle yetiştirme girişmi olarak 19.yy’dan itibaren devlet ve kapitalizmin anlaşmasıyla devlet tekeline geçmiştir.

Eğitim sistemi sayesinde kapitalizm kendine uygun “insan kaynağı”, devlet ise kendine uygun vatandaş yaratmıştır.

Milliyetçilik ise bu dönemde boşuna ortaya çıkmadı; insanlar hem devletine bağlı isyan etmeyen köle, hem de toplu olarak üretim aracını elinde bulunduran efendilerine itaat eden köle oldu.

Bu eğitimin genel amacıda amacıda otoriteye “makbul vatandaş” ya da “normal insan” yetiştirmektir. Ortaya çıkan şey ise hata yapmaktan korkan değişimden ürken itaatkar farklı düşünemeyen, aptal, normal, akıllı diye sınıflandırılmış bir “insan kaynağı”


Okul ve Kapitalizm

Türkiye’de neden okul bu kadar önemlidir? Neden çoğunluk okumayı ölüm kalım meselesi olarak görür?

Daha önceleri Türkiye’de kapital olmadığı için sınıf atlamanın veya sınıfını korumanın tek yolu devletin kurumlarında yükselmekti. Bu nedenle ya torpil gerekiyordu ya da okul okuyup diploma alıp bürokratik oligarşik yönetime az gelişmiş ülkedeki az eğitim oranından faydalanarak entegre olabiliyordun.

Ama kapitalin bu kadar arttığı günümüz Türkiyesinde okulun hala önemli olmasının sebebi nedir? Bunun sebeplerinden biri geçmişteki kapitalsiz durumda yaşamış çocuk sahibi insanların, çocuklarını okula zorlamasının nedeni; kurtuluş yolunun eskilerin tabiriyle “okumak” olduğu düşüncesinden kaynaklanır.

Fakat okul, kapitalizmin Türkiye’de etkisini arttırmasıyla önemini kaybedecektir.