Gezi Parkı Mes’elesi

 

Aylar yıllardır güncellenmeyen şu blogu canlandırma sebebim artık bir şekilde birşeyleri değiştirmek niyetinde olduğumdandır ama gene eskiden olduğu gibi sırf akademik goygoyla canınızı sıkmayacam(eskiden olsa kafa sikmek derdim ama büyüdük galiba artık yahu(aslında bunu yazdıysam büyümemişimdir ama neyse)) özellikle bizim nesil için durulduğu zannedilse de yılın bu döneminde anımsayıp küllerinden doğan bir olay var, Gezi Direnişi, olayı, müdehale falan filan.

akm building

İşte bu kadar zaman kariyerizme dalıp burayı boş bırakmak gayet eşeklik bunun farkındayım ama gezi parkına artık değinmem gerek, her ne olursa kendi payıma düşen o ufacık parça kadar bile olsa canlandırmayı deneyeceğimden emin olabilirsiniz ama birkaç temel şeyi söylemek istiyorum önce.

2013-06-03 19.21.13

Gezideki ulusalcı tayfaya sürekli laf çakılıyor ama başka nasıl kitleselleşirdi bilmiyorum. Demek istediğim çözüm süreciyle gezi ayaklanmasının bu kadar birbirinin zıttıymış gibi ilerlemesi tesadüf değil. Ama bu iyi birşey olduğu için değil ilk defa devletin vatandaş – terörist dikotomisini kıran bir eylem olduğundan bu oldu. Yani bu eski DSP tabanı olan göçmenler ve kendini Türk olarak adlandıran grup kalabalığın çoğunu oluşturdu. Göçmen Derken anadolu göçmenleri değil Güncel Türkiye sınırları dışından buraya göçmüş olanları kastediyorum yani anadoludan göçenlerden yaklaşık 50 yıl önce bulundukları yerlere yerleşmiş ve oradaki gayrımüslim malları talanından aslan payını almış ama aynı zamanda yurtlarından kovulurken bir o kadarını bırakmış olan kesimden.

2013-06-11 02.24.04

İşte bu kadar uzatmanın manası yok, yani uzun süre devletin düşmanı olan Kürt hareketi yerine karşısında göçmen ortasınıf ve paryadan kendini sıyırmak için mücadele eden Türk kökenli kesimi bulan polis bir çeşit meşruiyet sorgulamasına girip kendi ölümcül silahlarını kullanacak kadar ileriye gitmeden yani bir çeşit Ukrayna olmadan mevzilerini bırakmak zorunda bırakıldı. Bundan Sonrası az çok hepimizin bilgisi dahilinde AKM üzerindeki ünlü fotoğraflar, asla buluşamayacak toplumsal grupların kaynaşması ve sonu gelmez sorgulama.

Sonu gelmez uzun forumlar ve bir ton eski solcu goygoyu sonucu tarihe gömülmeye yaklaşmışken bir şekilde gene yüzüstüne çıkan bu enerji bir şekilde sonuca ulaşıcak bugün değil ama en yakın süreçte. Bu iyimser bir tahmin değil ulan koskoca taksimi elegeçirip devletin simgesinin üzerinde tüm hakim güçlere karşı gülümseyip bağırmışın kolaymı bunu gömmek? Neyse kısaca değerlendirirsek bunu var etmişsek ya da bir şekilde her tür şans rast gidipte bu durum oluşmuşsa bu durumu canlandırmak artık bizim elimizde, ben kişisel olarak buna uğraşacam başaramamak diye birşeyi duymak bile istemiyorum ama olaki öyle bir durum oldu, 10 litre damıtılmış içkim 15 litre şarabım, çokça depozitolu Tuborg’um ve akadememik kimliğimle 10 yıllık pasaportum var.  Ama neden bilmiyorum aslında açıklayabilirim ama gene de şöyle diyeyim şu şarköy şarabı içip west marka boktan tütünü içmeye alıştığım yaşamı bırakmak yerine müdaceleye devam demek istiyorum. İnsan kendini bırakmamalı asla, her ne kadar defalarca bırakmayı denese bile.


Türkiye’de Devlet Mafyası ve Haracı Vergi

Devletlerin tüm insanların emeklerini çalması sonucu oluşan vergi delinen haracın pek bir savunulacak yanı yok. Özellikle eli silahlı hayatımızı zorla yönlendiren yapının aldığı haracın. Ama bu vergi işi özellikle Türkiyede son yıllarda bayağı garip geliyor.

Mesela şirket telefonu ürettiriyor onun parasını alıyorda en dandik telefondan değerinin 3 5 katı(120 liralık telefonun en az 100 lirasının vergi olması(cidden öyle)) vergi alan TC devleti ne halt yapıyor? Maaştan haraç keser elektrikten sudan keser bedava karşılıksız olarak verdiği vitrine koyduğu birkaç şey dışında pek birşey yokken bunca özelleştirme sonrası neden birde üstüne bu kadar vergi ister?

Savunduğun şey liberal ekonomi ise vergileri küçült devleti küçült ipini koparan mal alsın satsın sende parlementoda rahat rahat oyununu oyna yok eğer devletçi sosyalizmi veya korparatizmi savunuyorsan elektrik suyumuzu benzinimizi internetimizi ulaşımımızı falan o kestiğin haraçlar sonucu olarak finanse et.

Ama bunun ikisinide pek yapmayıp Kapitalist gibi her malın değişim değerini istiyorsun devletçi sosyalist gibi insanların tüm gelirine giderine el koyuyorsun. Hem eşek yüküyle vergi al hemde insanlar ihtiyaçlarını karşılaması için bu kadar para ödemek zorunda kalsın yok ya!!


Toplumsal Sözleşme

Toplumsal sözleşmesi denilen şeye inanmak çok komik yahu hangi devlet kurulurken halkıyla yapmış?

Adamlar gelmiş onu bunu kesmiş malına ortak olmuş 18yyda bi gerizekalı çıkmış toplumsal sözleşme var demiş bu durumu meşrulaştırmaya çalışmış. nah var!! öyle olsaydı türkiye ile anlaşma yapacağıma gider adam gibi ülke bulurdum kendime anlaşma yapacak.

Hiçbir yasayı kabul etmiyorum ben imzalamadım birşey hiçbir kanunu ben çıkarmadım hepsi bana yaşamım boyunca dayatıldı diyebiliyor muyum? belki. ama uymayabiliyor muyum: hayır yoksa devlet en azından seni bir yere tıkıyor taptığın malını alıyor onla gardiyanların maaşını ödüyor.

Ben burda herhangi bir toplumsal sözleşme göremiyorum.


Çeçen Direnişi iyi Kürt Direnişi kaka

Çeçenler direnişi için savunulan argümanların aynılarının kürt direnişi içinde geçerli olduğunu fark etmeden çeçen direnişini savunan türk-islamcı meseleyi sivil ölümüne getirirse okul baskınları metro bombalama hava alanı bombalamayı otobüs bombalamaları tren bombalarını kimin yaptığı belli. Ama nedense konu bu olunca bir akıl tutulması devreye giriyor. Neden sonuç ilişkisini yitiriyor. pkk terörist çünkü bebek öldürüyor diyen kişi okul basıp çatışmada çocukları arada kaynatan terör örgütünü? övüyor garip. Çeçenler direnişi ne kadar haklı ise kürt direnişide en az onun kadar haklı. Ama nedense çeçen savaşçısı kürt teröristi söylemi içindeki çelişkiyi fark etmeden çok kolay benimseniyor.

Kürtlerde çeçenlerde kendi yaşadıkları yerde hakim olan büyük devlete karşı savaş vermiyor mu? temel soru bu. Ama sorun isyan etmeleri ise çeçenlerde yaptı kürtlerde yaptı yapıyorlar. Kötü olan isyan değil. isyanı bastırmak insanların hareketini kendi egemenliğini korumak için yok etmektir. Eğer türkiye devletinde sscb gibi bir rejim kırılması olursa kürtlerde çeçenlerin yolunu izleyebilir ama tarih boyunca benzer zamanlarda yapılan çeçen ve kürt sürgünleri, yapılan asimilasyon aynı. 20 yyda hemen hemen aynı şeyleri yaşamış iki halk. İkiside egemen devletleriyle böyle mücadele eden iki halkın (özellikle türkiyedeki çeçen direnişlerini destekleyenlerin) birbirinin direnişini yok saymasını çok saçma buluyorum. Farkında olmadan kendi direnişlerinide baltalıyorlar.

Taliban olsun hamas olsun pkk olsun çeçenler olsun hepside temelde kendilerine egemen olan diğer devletlere karşı mücadele ediyor. Kimi taktikleri değerleri fikirleri farklı olabilir. Ama bu tüm bunların “ulusal mücadele” yaptığını değiştirmiyor. Azgelişmiş ülke milliyetçiğiliyle ister din ister sosyalizm ister korparatizm temelli görüşleri olsun hepsinin ortaya temel çıkış nedeni ve mücadelelerin nedeni bu.

Ben bu direnişleri meşru görüyorum çünkü hakim olunan grubun görüşleri ne olursa olsun başka bir grubun onun üzerinde zorla tahakküm kurmasını kabul etmiyorum. Ama bu direniş yöntemlerinin hepsini savunduğum anlamına gelmemesine rağmen bu halklara egemen olan ve olmaya çalışan Rusya Türkiye gibi devletlerin yaptıkları katliamları Rusyanın çeçenistanı adeta Sovyet artığı ordusunun her türlü silahıyla yerle bir ettiğini Türkiyenin Kürdistanı yıllar boyunca insansızlaştırmaya asilimile etmeye çalışıp, kürtleri katledip sürdüğünü ve ordusu ile yıllardır orayı bombaladığını biliyorum.

Eğer direnişleri dış mihraklar tarafında kışkıltılmaya göre açıklamaya çalışırsak hemen hepsi otomatik olarak geçersiz olur. Sovyetleri Almanya kurmuş olur, Türkiyeyi Sovyetler kurmuş olurdu. “Çeçen teröristleri” Türkiyeden destek görüyorken “kürt teröristleri” Avrupa ve Rusyadan destek görüyor diyip ikiside dış mihrakların oyunu denebilir. Çeçenler enerji kaynaklarına yakınlıkları nedeniyle batı tarafından Rusyaya karşı silah olarak kullanılıyor da denebilir tabiiki. Zaten tarih boyunca batılı devletler hep Rusyanın düşmanı olmuştur da denebilir, vatandaşların dini duygularını istismar eden kendi çıkarlarını düşünen bir avuç teröristte denebililir, zaten özerk devletleri var parlementoları var daha ne istiyorlarda denebilir bu değerlendirmeye göre.

Bu hareketlerin savunucuların birbirne düşman olması konusunda aslında meşruiyetlerine dayanıyor. PKK ile FKÖ rahatça anlaşıyordu. Şimdi bu direnişlerin savunucularının birbirine karşı durmasının nedeni birinin dini olarak diğerinin sosyalist-korparatist taraftan kendi “ulusal direnişlerine” meşruiyet yaratmış olması ve en önemlisi kafkas müslümanlarının “rus fethinden” sonra osmanlıya sığınmış, bu koşullar altında kendilerine osmanlı ile birleşik direniş meşruiyetlerini oluşturmuş olması.


Seyircisiz Maç Yerine Eksik Erkekli Maç

Bu ayrımcılıkla bizim ahlak bekçimiz olan kadınları ve çocukları eksik erkek oldukları için zararsız görüp erkeklere ceza amaçlı bunu yapmanın bilinen sonucu kadınların ve çocukların eksik insan sayılmasını ve farklı değerlendirilmesine neden olabilir.

Tahmin edilmeyen şey insanlar çoğu zaman kendi kişiliğine göre davranmaz. Bulunduğu konumdaki role göre davranır. Yani bu durumda kadınını futbol endüstürisinin tüketicisi olabilir. Bu ikinci dediğimi stad dışında elinde çanta kucağında çocuğuyla sırasını beklemek yerine tezahurat yapan kadınların durumu ortaya koyuyor.

Bu Düzenlemeyi yapan bürokratların kafasında olan tabiki kapıları kıran tüm maç boyunca tezahurat yapan kadınlar değildi. Fıtratında şiddet olmayan elinde çantası kucağında çocuğu erkeklerden korkan bir kadın ve çocuk düşünüyorlardı. Yani seyircisiz oynanmış veya eksik erkek olan kadın ve çocuklarla oynanmış fark etmez, çünkü onlar seyirci değil. Devletin şiddet tekelini sekteye uğratan erkek devletin diğer erkekleri cezalandırması.

Ama bu “cezalandırma” insanların davranışları bulundukları yerde bulundukları role göre değişmesini atlamış. Aynı kadınlar evlerinde kocalarına meyve soyup kocalarına sorular sorup maçı anlamaya çalışan kadınlar.

Bunun sonucunda bence kadın ve çocukları toplumsal hayatta tekrar ayırma girişimi ters teper ve futbol endüstrisi “aile değerlerine önem veren” devleti kadınları da kendi tüketicisi yaparak faka bastırmış olabilir.


Türk Tarihi ve Türk Tarihinin Yaratılması

Friendfeed‘te yazmıştım düzenleyip konuyla ilgili tarafını buraya da alayım.

Osmanlı zamanında bütün Osmanlı coğrafyasının, diğer devletler tarafından Türk olarak nitelendirilmesi gibi bir durum da sözkonusu. Bunu nasıl yorumlamak gerekir? – Mert Çayır

Yukarıdaki resimdeki gibi ulus devlet sonrası devletlerin kendilerine aradıkları meşruiyet kavramını tarihle karıştırmayarak Türk kavramı tarihini bilmek gerekir. Aşiretler halinde yaşayan bozkır topluluklarında hakim aşiret kendi ismini kabul ettirirdi hun, karahan, avar gibi.

Bunlardan Göktürklerin ticaret yoluyla arabistanla ilişkisi oldu. Bundan sonrada göçebe kavimlere ortadoğuda türkmen dendi. Avrupada doğudan gelen müslüman göçebe topluluklara arapların türk demesi nedeniyle türk dedi. arap ve avrupa bakış açısının benzerini osmanlıda uyguladı tüm avrupaya frenk dedi.

Türk kavramının yerleşmesi ise 19yy ve 20yy milliyetçilik hareketleridir. 19yy’a kadar anadoludaki insanlara sorsan türk değildi oğuzdu zaten.

Batıda türk deniliyor kafkaslardan gelenler türkçülük yapıyor derken en sonunda cumhuriyetle birlikte herkese aslında türk olduğu kabul ettirildi.

Kısaca köktürk hun avar karahan kayı oğuz falan aşiret isimleri veya onların türetilmişleri. 18yyda oluşan milliyetçiliğe göre bunları değerlendirmek imkansız. Türk kavramının bugünkü anlamı 19yyda yeni yeni oluşturulmaya başlanmıştı. Aynı mantığa göre tüm avrupa frenk zaten

Hatta iskitlerde aynı mantık heredota bugünkü milliyetçi açıdan bakarsak afrika dışında trakya sonrası ve baktria(afganistan) sonrası herkes iskit.

Benzer birşey yunanlılarda var. Yunanlılar yani ion aiol filan diye ayrılmayı milliyetçilikten sonra kabul etmiyorlar biz heleniz diyorlar. Bugün yunanistan kendine koyduğu ad hellas. makedonyaya o nedenle gıcıklar helen kavimi hellasta olur diye ama kimse takmıyor yunan grek falan diyor.


Milliyetçiliğin Üretilmesinde Cami

Friendfeed‘te yazmıştım düzenleyip konuyla ilgili tarafını buraya da alayım.

Milliyetçiliğin yaratılışında okullar kadar diyanet yoluyla tahakküm altına alınan camide etkili oldu.

Devletin din üzerinde tam bir tahakküm sağlaması için tüm özerk dini kuruluşlar kapatıldı(tekke ve zaviyeler). Sadece diyanet ile devlet yararına olarak din düzenlendi. Elhamdürillah türküm gibi sözlerde böyle ortaya çıktı. Yani dinle türkçülüğün birleştirilmişi olan garip birşey oluştu.

Halk üzerinde hakim olan türklük tanımı yani ortadoğu ve afrika dışındaki balkan kafkasya ve ortaasyadaki “müslümanlar” türktür anlayışıda böyle çıktı

Bu nedenle ders kitaplarında macarlar için falan “türklük bilincini kaybetmiş” denir.

Milli din yaratılamayacağı için islamı en iyi anlayan millet olan türk milleti söylemi bu nedenle yaratıldı.


Seçilmiş Oligarşi veya Temsili Demokrasi

Temsili demokrasinin yüceltildiği liberal demokrasiler özellikle eski tip merkeziyetçi temsili demokrasilerin en önemli sorunu tüm “ülke” denen yerdeki insanların çoğunluğunun seçilmiş oligarşiyi onaylama oyunu oynaması sonucu bireylerin veya küçük topluluklarının kendi başına karar vermesi devletin tekeli nedeniyle engelleniyor.

Liberal demokratik devletin en önemli özelliği temsili demokrasi veya seçilmiş oligarşi demek değildir. Özelliği kapitalizmin devletle çatışması sonucu oluşan devlet olmasıdır.

Demokrasi özgürlük için boyası. temsili demokrasi demokrasi değildir(ki bende demokrat değilim :)), her hangi bir otoritenin oldu yerde de özgürlükten söz edilemez.

Ne demek istediğimi anlatayım:

Monarsiden sonra gelen ulus devlet kapitalizmle devlet savasina donen liberal demokrasi ve sonra devlet hakim olursa fasizm ve solidarist ekonomi. liberal fasist yonetim olan anayasal e iki yonetimin arasinda kalmis bir yonetim bicimidir. ulus devlet ve sonrasinda kapitalizmin rolu cok buyuktur. ama kapitalizmin yol actigi ulus devlet sureci ve sonrasi kapitalizmin devlete hakim olma surecidir. devletin yerine kapitalizmi getirememis kapitalizmin hakim oldugu devlet olmustur.

kapitalizm devlet catismasi liberal demokrasiye, devletin bu mucadeleyi kazanip kapitalizmi tahakkum altina almasi solidarist ekonomi ve fasizme neden olur.

kısaca devlet ilerlemesi:

Monarşik Devlet —> Ulus Devlet —> Liberal Demokratik Devlet —> Faşist Devlet

İkinci Dünya Savaşı sonrası Liberal Demokratik Devlet ve Faşist Devlet arasına “Anayasal demokrasi” veya benim uydurduğum kavram olan Liberal Faşist devlet girdi:

Monarşik Devlet —> Ulus Devlet —> Liberal Demokratik Devlet —> Liberal Faşist Devlet —> Faşist Devlet

Liberal devlet halkını gaza getirmek için bu kavramları kullanır. Ki günümüzün batı toplumu ikinci dünya savaşından sonra liberal demokrasiyi aşıp faşizme gelmeden durmuştur. Bugünkü devlet anayasal denetlemeli liberal demokrasidir. Ben bugün batı devletlerine liberal faşist demeyi uygun buluyorum.

Nedeni ise eski Liberal devlette tam olmayan rejim muhafızı sistem(anayasa mahkemesi) yeni liberal faşist devlette bulunur.


Facebook Türkiye’de Birinci

Alexaya göre Facebook Türkiye’de Google’ı geçmiş Tehlikenin farkında mısınız(!)

Facebook’u pek sevmem. Çünkü sansüre çok yatkın bir moderasyonu var. Hesabım hiç banlanmadı. Çünkü çok çok az kullanıyorum. Ama çevremden aktif facebook kullanıcılarının 5 – 6 kere bile banlanıp yeni hesap aldığını öğreniyorum. Bu nedenle facebook gibi popülerleşmek için bu kadar “genel ahlak”‘a bağlı bir siteden uzak durmaya çalışıyorum. Ama insanların kendi tercihi nerde nasıl iletişim kuracakları.

Bu caps gerçek mi değil mi bilmiyorum ama olma ihtimali gittikçe artıyor.


İnterneti başıboş bulan Atatürk düşmanlarına sanal savaş ilanı…

Çok güzel eğlenceli öğretici bir site http://ataturkcudusunce.wordpress.com/

kemalist hezeyanlarında bir numara.

ne yazık ki elegeçirilmiş(veya öyle olması düşündürülmek istenmiş)

atatürkçü çocuk eğitimi

“Ataturk lokmasini bitiren cocuklari cok severdi”
“Kurtulus savasinda cephede bu yemekleri bulamiyorlardi”
“Bunlari yersen Ataturk gibi akilli olursun”

gibi ders verici ve sevdirici cumleler kurulabilir pekala.

Cocuk (mesela sobaya dokunmamasi gibi onemli konularda) korkutulacagi zaman da ayni sey gecerli. Cahil anne babalar cocuklarina “Seni umaciya veririm” “Ocu geliyor” “Canavarlar duyar” “Doktor gelecek sana igne yapacak” gibi sacma sapan seyler soyluyorlar. Bunlar yerine, devrimlerle daha uyumlu olabilecek seyler tercih edilebilir. Mesela:

“Dinciler geliyor“,
“Seni sakallilara veririm“,
“Gericiler duyar” ,
“Sikmabaslar goturur” ,
“Seriatcilar gelecek sana igne batiracaklar, kurban gibi kesecekler”

kemalist kişilik bozukluğu hat safada

ANKET YAPTIM: Tum Dunyanin Onunde Saygiyla Egildigi Tek Lider Kim?

Bir Bati ulkesinde cogunlugu Avrupali bu genclere su soruyu sormustum: “Bugun Tum Dunyanin Onunde Sonsuz Saygiyla Egildigi Tek Lider Sizin fikrinizce Kimdir?” (Orjinal soru: PLease tell me Which leader inthe world in your opinion is the only leader before which all the world citizens bend down today with eternal respect?)

Iki uc saatin sonunda bu kadar yeter deyip biraktigimda okulun icindeki bir kafede oturup bilgisayarimi actim sonuclari derledim. Toplam 216 ogrenciyle konusmusum.

Yuzdeye vurunca sonuclar soyle cikti:

1- Ataturk %97

2- Churchill %2

3- Diger %1

Avrupanin ortasinda manzara bu!

holy mother of god!!!

BILIMSEL ARASTIRMA: 23 Nisan: Butun dunya nese doluyor

Ben bu yalanci iddialari curutmek icin daha da vakit kaybetmeden, yani bu iddialar pek yayilmadan ise koyulup yilanin basini yavruyken ezmeye karar verdim ve Cumartesi gunu bir sinemada bilimsel calisma yapma firsati buldum. Gittigim sinemanin bir baska salonunda cocuklara yonelik bir film oynatiliyordu, bu nedenle de salonda cok sayida cocuk vardi. Onlara sordum: “Bir yilda 365 gun var, sizi en mutlu eden gun hangisi?” (There are 365 days in one year, in which day are you the happiest?)

Sevgili dostlar, bu anketlerin sonuclari herkesin malumudur ancak ben yine de yaziim dedim. Malum, bu heriflerde akil mantik rasyonellik gibi seyler aramak mumkun degil, bilimsel kanitlari bastan agizlarina oyle bir tikamak lazim ki bidaha olene dek acamasinlar o pis agizlarini. Ben notlarima baktigimda o gun 61 cocuklar konusmus oldugumu goruyorum. Bu 61 cocugun 61’i de, YANI YUZDEYUZU kendilerine mutluluk veren gunun 23 Nisan oldugunu 23 Nisan gununun kendileri icin dogumgunlerinden ya da kendi milli bayramlarindan cok ote bir anlam ifade ettigini belirttiler. Cocuklarin gozlerinin icindeki o coskulu ifadeyi gormeliydiniz! Hepsi Ata’ya sevgilerini ve saygilarini acikca ifade ettiler. Cogunun odasinda Ataturk resimleri de varmis.

vallahi duruyor abi durduramıyoruz 🙂

Bilimsel Arastirma: Tarihin Aydin Donemleri!!!

Bu soruyu piril piril yuzlu, acik basli, 87 aydin insana sordum, bilimsel metodlari olan sonsuz inancim geregi orada bulunan 4 tane sikma bas yobaza da ayni soruyu yonelttim. Cunku biz onlar gibi degiliz, bilime saygimiz var, sikmabas bile olsa eger orneklem icerisinde yer aliyorsa onlara da soru yoneltmek sikmabaslara olmasa bile bilime olan saygimizin bir gostergesidir.

Boylelikle sevgili dostlar, 91 kisiye soru sorarak bilimsel arastirmami gerceklestirmis oldum. Sonuclar herzamanki gibi carpiciydi.yuzdeye vurdugumsa sonuclar soyle geldi;

%86: 1920lerin, 1930larin Turkiyesinde yasamak isterdim. Aydinlik, umut dolu, gelecege piril piril bakan,ilerici ve cagdas bir halkin (iclerindeki birkac cirtlak ses haricisinde) aydinlik yarinlara dogru ilerledigi o kutlu donem insanlik tarihinin en muhtesem donemidir. O donemde yasamak, Kemal Ataturk’u dunya gozuyle gorebilmek isterdim.

%11: Ronesans ve reformun cesitli anlarina denk gelen donemler. ( farkli ogrenciler, ronesans ve reformun farkli donemlerine karsilik gelen zamanlarinda yasamak istediklreini soylediler.)

%3: Diger (Bu kategoriye giren ogrencilerde Hz Omerin adaletli devrini, 4 halife devrini, islamin saadet asrini, ve Fatih Sultan Mehmet donemini ozlediklerini soylediler. Kim olduklarini siz anlayin artik, fazla soze gerek var mi?)

“SAKALLI DEDE” BASLIKLI YAZIM HAKKINDA COK ONEMLI BIR ACIKLAMA

Sakalli dede baslikli yazimla ilgili bana ulasan bazi okur mektuplarinda “Sakallilari sevimli mi gostermeye calisiyorsun?” seklinde sorular geliyor. ASLA! gerci yazida gayet acik ama madem anlasilmamis kisaca izah edeyim:

Gerçekse adamlar aşırı derecede atatürk almaktan iyice uçmuşlar. Eğer trollerse komik ve başarılılar.