Gezi Parkı Mes’elesi

 

Aylar yıllardır güncellenmeyen şu blogu canlandırma sebebim artık bir şekilde birşeyleri değiştirmek niyetinde olduğumdandır ama gene eskiden olduğu gibi sırf akademik goygoyla canınızı sıkmayacam(eskiden olsa kafa sikmek derdim ama büyüdük galiba artık yahu(aslında bunu yazdıysam büyümemişimdir ama neyse)) özellikle bizim nesil için durulduğu zannedilse de yılın bu döneminde anımsayıp küllerinden doğan bir olay var, Gezi Direnişi, olayı, müdehale falan filan.

akm building

İşte bu kadar zaman kariyerizme dalıp burayı boş bırakmak gayet eşeklik bunun farkındayım ama gezi parkına artık değinmem gerek, her ne olursa kendi payıma düşen o ufacık parça kadar bile olsa canlandırmayı deneyeceğimden emin olabilirsiniz ama birkaç temel şeyi söylemek istiyorum önce.

2013-06-03 19.21.13

Gezideki ulusalcı tayfaya sürekli laf çakılıyor ama başka nasıl kitleselleşirdi bilmiyorum. Demek istediğim çözüm süreciyle gezi ayaklanmasının bu kadar birbirinin zıttıymış gibi ilerlemesi tesadüf değil. Ama bu iyi birşey olduğu için değil ilk defa devletin vatandaş – terörist dikotomisini kıran bir eylem olduğundan bu oldu. Yani bu eski DSP tabanı olan göçmenler ve kendini Türk olarak adlandıran grup kalabalığın çoğunu oluşturdu. Göçmen Derken anadolu göçmenleri değil Güncel Türkiye sınırları dışından buraya göçmüş olanları kastediyorum yani anadoludan göçenlerden yaklaşık 50 yıl önce bulundukları yerlere yerleşmiş ve oradaki gayrımüslim malları talanından aslan payını almış ama aynı zamanda yurtlarından kovulurken bir o kadarını bırakmış olan kesimden.

2013-06-11 02.24.04

İşte bu kadar uzatmanın manası yok, yani uzun süre devletin düşmanı olan Kürt hareketi yerine karşısında göçmen ortasınıf ve paryadan kendini sıyırmak için mücadele eden Türk kökenli kesimi bulan polis bir çeşit meşruiyet sorgulamasına girip kendi ölümcül silahlarını kullanacak kadar ileriye gitmeden yani bir çeşit Ukrayna olmadan mevzilerini bırakmak zorunda bırakıldı. Bundan Sonrası az çok hepimizin bilgisi dahilinde AKM üzerindeki ünlü fotoğraflar, asla buluşamayacak toplumsal grupların kaynaşması ve sonu gelmez sorgulama.

Sonu gelmez uzun forumlar ve bir ton eski solcu goygoyu sonucu tarihe gömülmeye yaklaşmışken bir şekilde gene yüzüstüne çıkan bu enerji bir şekilde sonuca ulaşıcak bugün değil ama en yakın süreçte. Bu iyimser bir tahmin değil ulan koskoca taksimi elegeçirip devletin simgesinin üzerinde tüm hakim güçlere karşı gülümseyip bağırmışın kolaymı bunu gömmek? Neyse kısaca değerlendirirsek bunu var etmişsek ya da bir şekilde her tür şans rast gidipte bu durum oluşmuşsa bu durumu canlandırmak artık bizim elimizde, ben kişisel olarak buna uğraşacam başaramamak diye birşeyi duymak bile istemiyorum ama olaki öyle bir durum oldu, 10 litre damıtılmış içkim 15 litre şarabım, çokça depozitolu Tuborg’um ve akadememik kimliğimle 10 yıllık pasaportum var.  Ama neden bilmiyorum aslında açıklayabilirim ama gene de şöyle diyeyim şu şarköy şarabı içip west marka boktan tütünü içmeye alıştığım yaşamı bırakmak yerine müdaceleye devam demek istiyorum. İnsan kendini bırakmamalı asla, her ne kadar defalarca bırakmayı denese bile.

Reklamlar

İnterneti başıboş bulan Atatürk düşmanlarına sanal savaş ilanı…

Çok güzel eğlenceli öğretici bir site http://ataturkcudusunce.wordpress.com/

kemalist hezeyanlarında bir numara.

ne yazık ki elegeçirilmiş(veya öyle olması düşündürülmek istenmiş)

atatürkçü çocuk eğitimi

“Ataturk lokmasini bitiren cocuklari cok severdi”
“Kurtulus savasinda cephede bu yemekleri bulamiyorlardi”
“Bunlari yersen Ataturk gibi akilli olursun”

gibi ders verici ve sevdirici cumleler kurulabilir pekala.

Cocuk (mesela sobaya dokunmamasi gibi onemli konularda) korkutulacagi zaman da ayni sey gecerli. Cahil anne babalar cocuklarina “Seni umaciya veririm” “Ocu geliyor” “Canavarlar duyar” “Doktor gelecek sana igne yapacak” gibi sacma sapan seyler soyluyorlar. Bunlar yerine, devrimlerle daha uyumlu olabilecek seyler tercih edilebilir. Mesela:

“Dinciler geliyor“,
“Seni sakallilara veririm“,
“Gericiler duyar” ,
“Sikmabaslar goturur” ,
“Seriatcilar gelecek sana igne batiracaklar, kurban gibi kesecekler”

kemalist kişilik bozukluğu hat safada

ANKET YAPTIM: Tum Dunyanin Onunde Saygiyla Egildigi Tek Lider Kim?

Bir Bati ulkesinde cogunlugu Avrupali bu genclere su soruyu sormustum: “Bugun Tum Dunyanin Onunde Sonsuz Saygiyla Egildigi Tek Lider Sizin fikrinizce Kimdir?” (Orjinal soru: PLease tell me Which leader inthe world in your opinion is the only leader before which all the world citizens bend down today with eternal respect?)

Iki uc saatin sonunda bu kadar yeter deyip biraktigimda okulun icindeki bir kafede oturup bilgisayarimi actim sonuclari derledim. Toplam 216 ogrenciyle konusmusum.

Yuzdeye vurunca sonuclar soyle cikti:

1- Ataturk %97

2- Churchill %2

3- Diger %1

Avrupanin ortasinda manzara bu!

holy mother of god!!!

BILIMSEL ARASTIRMA: 23 Nisan: Butun dunya nese doluyor

Ben bu yalanci iddialari curutmek icin daha da vakit kaybetmeden, yani bu iddialar pek yayilmadan ise koyulup yilanin basini yavruyken ezmeye karar verdim ve Cumartesi gunu bir sinemada bilimsel calisma yapma firsati buldum. Gittigim sinemanin bir baska salonunda cocuklara yonelik bir film oynatiliyordu, bu nedenle de salonda cok sayida cocuk vardi. Onlara sordum: “Bir yilda 365 gun var, sizi en mutlu eden gun hangisi?” (There are 365 days in one year, in which day are you the happiest?)

Sevgili dostlar, bu anketlerin sonuclari herkesin malumudur ancak ben yine de yaziim dedim. Malum, bu heriflerde akil mantik rasyonellik gibi seyler aramak mumkun degil, bilimsel kanitlari bastan agizlarina oyle bir tikamak lazim ki bidaha olene dek acamasinlar o pis agizlarini. Ben notlarima baktigimda o gun 61 cocuklar konusmus oldugumu goruyorum. Bu 61 cocugun 61’i de, YANI YUZDEYUZU kendilerine mutluluk veren gunun 23 Nisan oldugunu 23 Nisan gununun kendileri icin dogumgunlerinden ya da kendi milli bayramlarindan cok ote bir anlam ifade ettigini belirttiler. Cocuklarin gozlerinin icindeki o coskulu ifadeyi gormeliydiniz! Hepsi Ata’ya sevgilerini ve saygilarini acikca ifade ettiler. Cogunun odasinda Ataturk resimleri de varmis.

vallahi duruyor abi durduramıyoruz 🙂

Bilimsel Arastirma: Tarihin Aydin Donemleri!!!

Bu soruyu piril piril yuzlu, acik basli, 87 aydin insana sordum, bilimsel metodlari olan sonsuz inancim geregi orada bulunan 4 tane sikma bas yobaza da ayni soruyu yonelttim. Cunku biz onlar gibi degiliz, bilime saygimiz var, sikmabas bile olsa eger orneklem icerisinde yer aliyorsa onlara da soru yoneltmek sikmabaslara olmasa bile bilime olan saygimizin bir gostergesidir.

Boylelikle sevgili dostlar, 91 kisiye soru sorarak bilimsel arastirmami gerceklestirmis oldum. Sonuclar herzamanki gibi carpiciydi.yuzdeye vurdugumsa sonuclar soyle geldi;

%86: 1920lerin, 1930larin Turkiyesinde yasamak isterdim. Aydinlik, umut dolu, gelecege piril piril bakan,ilerici ve cagdas bir halkin (iclerindeki birkac cirtlak ses haricisinde) aydinlik yarinlara dogru ilerledigi o kutlu donem insanlik tarihinin en muhtesem donemidir. O donemde yasamak, Kemal Ataturk’u dunya gozuyle gorebilmek isterdim.

%11: Ronesans ve reformun cesitli anlarina denk gelen donemler. ( farkli ogrenciler, ronesans ve reformun farkli donemlerine karsilik gelen zamanlarinda yasamak istediklreini soylediler.)

%3: Diger (Bu kategoriye giren ogrencilerde Hz Omerin adaletli devrini, 4 halife devrini, islamin saadet asrini, ve Fatih Sultan Mehmet donemini ozlediklerini soylediler. Kim olduklarini siz anlayin artik, fazla soze gerek var mi?)

“SAKALLI DEDE” BASLIKLI YAZIM HAKKINDA COK ONEMLI BIR ACIKLAMA

Sakalli dede baslikli yazimla ilgili bana ulasan bazi okur mektuplarinda “Sakallilari sevimli mi gostermeye calisiyorsun?” seklinde sorular geliyor. ASLA! gerci yazida gayet acik ama madem anlasilmamis kisaca izah edeyim:

Gerçekse adamlar aşırı derecede atatürk almaktan iyice uçmuşlar. Eğer trollerse komik ve başarılılar.


Türkiye’de Kişi Kültü

Türkiye’nin ortadoğudaki diğer diktatör yönetimlerinden farklı bir biçimde ismet inönünün yönetimi bırakmasıdır. bunun sonucunda liberal demokrasi benzeri bir sisteme geçmişitir. ismet inönü diğer ortadoğu diktatörlerinin yapamadığını(ve atatürkünde) yaptı ve tasfiye olmayı kabul etti.

Türkiyenin liberal demokrasi benzeri rejimin Türkiyeye gelmesinde en kilit unsur İsmet İnönüdür. ortadoğudaki diğer krallar, diktatörler iktidarlarından vazgeçemediği için bugünkü liberal demokrasiye en çok benziyen ortadoğu ülkesi türkiye olmuştur. Tabi bu asla liberal demokrasi değildir. kapitalizmin etkili olmadığı bir liberal demokrasi olmaz.

İsmet inönüden sonra chp’den ayrılıp kurulan dp ise hem yumuşak bir geçişi sağlamış hemde Celal Bayar etkisiyle ve tek parti döneminden gelen bir alışkanlıkla Atatürk kültünü sağlamlaştırarak İsmet İnönü kültünü kırmıştır.


Tımarhane ve Hapis

Bugünkü şartlarda, internetin ve tonlarca iletişim aracının bulunduğu dönemde ne diye çocukları yaşamlarının başlangıcında okullara kapatıyoruz?

Okuluda olanlar;

Dört duvar, gardiyanlar, zorunlu angaryalar, fiziksel ve psikolojik işkence, deli gömleği ve mutlak itaat.

Okulda olmayanlar;

Özgürlük, eşitlik, düşünce özgürlüğü, insanın kendini ifade edebilmesi, en temel doğal ihtiyaçları zorunlu olduğu zaman yerine getirmek.

Peki okulun işlevi bilgi öğrenimi değil mi? Okulda öğrendiğimiz bilgiler ne işe yarıyor? Hemen hemen hiçbir işe. Okulda geçirdiğim zamanı bilgisayar başında geçirseydim veya sırf kitap okuyarak geçirseydim kendi adıma çok daha fazla bilgi öğrenirdim. Peki ama devlet neden okulları yöneterek çocuklara işkencede bulunmayı amaçlar?

Okul insanları tek tip yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Tüm dünyada okullar bir devlete bağlı olduğu için okullar devletin uygun vatandaş(devlet kölesi) yetiştirme kurumudur.  Türkiye’de de bu durum farklı değildir.

Türkiyede herhangi bir eğitim kurumundan mezun olacaklardan olmaları beklenen vatandaş tipi;

-ulusalcı(Türk’ün türkten başka dostu yoktur görüşüne inanan fakat çok aşırı uçlara kaymayacak kişi)

-Atatürkçü(Atatürk yoktu düşman çoktu, atatürk geldi düşmanı yendi tarzı bilgisi olan. Atatürk ne yapmışsa doğrudur.(Adeta ikinci din))

-laik

-müslüman(su katılmış olacak. şeriat istemiyoruz diyecek. 11 ay içki içecek 1 ay günah diyecek)

bu vatandaş tipinde birşey var. Bu kadar birbiriyle çelişen ilkeleri bir araya toplarsan bir yerinden patlayacaktır. Milliyetçilik fransız devriminin kötü bir sonucu olmuştur. Bugünkü devletlerin dayanabileceği en sağlam propaganda yöntemlerindendir.

Atatürkçülükte zaten orjinal bir görüş değildir.  fransız devrimi düşünürlerinin görüşleri ve İtalyan faşizmi döneminden alınan fikirlerle oluşturulmuş bir görüştür.

Laik ve müslüman en garibi. Müslümanlık zaten saldırgan bir din. İnsanın yatak odasından girip savaşlardan çıkıyor. Bunu kontrol altına almak için diyanet kurulmuş. Peki bu kadar tehlikeli bir güç olan dini devletler neden mi kullanmak isterler?

“Din sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.” Seneca