Türk Tarihi ve Türk Tarihinin Yaratılması

Friendfeed‘te yazmıştım düzenleyip konuyla ilgili tarafını buraya da alayım.

Osmanlı zamanında bütün Osmanlı coğrafyasının, diğer devletler tarafından Türk olarak nitelendirilmesi gibi bir durum da sözkonusu. Bunu nasıl yorumlamak gerekir? – Mert Çayır

Yukarıdaki resimdeki gibi ulus devlet sonrası devletlerin kendilerine aradıkları meşruiyet kavramını tarihle karıştırmayarak Türk kavramı tarihini bilmek gerekir. Aşiretler halinde yaşayan bozkır topluluklarında hakim aşiret kendi ismini kabul ettirirdi hun, karahan, avar gibi.

Bunlardan Göktürklerin ticaret yoluyla arabistanla ilişkisi oldu. Bundan sonrada göçebe kavimlere ortadoğuda türkmen dendi. Avrupada doğudan gelen müslüman göçebe topluluklara arapların türk demesi nedeniyle türk dedi. arap ve avrupa bakış açısının benzerini osmanlıda uyguladı tüm avrupaya frenk dedi.

Türk kavramının yerleşmesi ise 19yy ve 20yy milliyetçilik hareketleridir. 19yy’a kadar anadoludaki insanlara sorsan türk değildi oğuzdu zaten.

Batıda türk deniliyor kafkaslardan gelenler türkçülük yapıyor derken en sonunda cumhuriyetle birlikte herkese aslında türk olduğu kabul ettirildi.

Kısaca köktürk hun avar karahan kayı oğuz falan aşiret isimleri veya onların türetilmişleri. 18yyda oluşan milliyetçiliğe göre bunları değerlendirmek imkansız. Türk kavramının bugünkü anlamı 19yyda yeni yeni oluşturulmaya başlanmıştı. Aynı mantığa göre tüm avrupa frenk zaten

Hatta iskitlerde aynı mantık heredota bugünkü milliyetçi açıdan bakarsak afrika dışında trakya sonrası ve baktria(afganistan) sonrası herkes iskit.

Benzer birşey yunanlılarda var. Yunanlılar yani ion aiol filan diye ayrılmayı milliyetçilikten sonra kabul etmiyorlar biz heleniz diyorlar. Bugün yunanistan kendine koyduğu ad hellas. makedonyaya o nedenle gıcıklar helen kavimi hellasta olur diye ama kimse takmıyor yunan grek falan diyor.


Çocuk Acımasızlığı ve Bencilliği

Çocukların diğer insanlara göre çok daha acımasız ve bencil olarak görülürler bunun nedeni ise;

Çocuk acımasızlığında sorun çocukların insanlar arasında yaşları nedeniyle en fazla baskıyı görmesi. Üzerinde her türlü otorite kurulan okula gönderilen cinselliği yok sayılan ve engellenen, bunun üzerine gösteri toplumu da buna kapak olunca insanlar acımasız olurlar.

Çocukların bencilliğine yol açan şey ise;

Her zaman efendilerinden birşey istemek zorunda bırakılması yani öğrenilmiş dilencilik durumunda olmalarındandır. Çocuklukta özellikle herşey için dilenmek(dışarı çıkmak içim, saat almak için dinazor almak için, yemek yememek için vb.) yani sürekli birinden birşey isteme durumu insanı aç gözlü yapar.

Aç gözlülüğe yol açmasının nedeni ise dilenme eylemi sonuçta bir otoriteye bağlı bir durum olması. Kendi itiyaçlarının ne kadarını bolca karşılarsan o kadar iyi çünkü ihtiyacını istediğin zaman alamayacaksın, otorite(baba, koca, abi) isteyince alıcaksın.

Çocuklarında kişi olduğu gerçeği ne zaman kavranacak? Yetişkinler için lütfedilen özgürlüklerden bile mahrum olmaları kendi tercihlerinin yok sayılması ne zaman bitecek? Çocuk tabusu arttığı sürece bu zor. En özgürlükçüsü bile çocuklara kişi olarak değilde, eğitilmesi gereken geleceğin yetişkini olarak bakıyorsa imkansız.


Çocuk Tabusu ve Zararları

Türcülük yapmayı sevmem ama zaten Çocuk = İnsan 21 yy 19 yylın çocuk tabusunu arttırarak devam ettiği bir zaman ne yazık ki. Çocuklar için çocuklara rağmen. Bugünkü yetişkinlerin dünyasını açıklayan cümle bu. Çocuklar için zorla okula gönderilir, sevişmeye çalışınca engellenir dövülür, şuraya otur, bunu düşün, şunu ye, tuvalete gitme, konuşma, uyu, yetişkinlerden her ihtiyacın için dilen, yetişkinlerden herşey için onay al. Herşey çocuklar için falan değil herşey çocukların büyüklere sorgusuz itaat etmesi için. İnsanların birşeye zorlanmasıyla insaların birşeyi isteyerek yapması arasındaki farkı anlayalım. Yetişkin itaat eğitimi almış endoktrinizasyondan geçmiş çocuktur.

Bana cocuk gibi davraniyorsun demek bile aslında çocuğun ne anlama geldiğini açıklayan bir cümle. Bunun anlamı “benim uzerimde otorite kurma”dır.

Çocukların cinselliği için ise:

İnsanların özgürlüğüne nasıl karışırsın sen hadım olabilirisin veya doğuştan aseksüelsindir ama insanların bölünerek çoğalmadığını bilmelisin. sevişen insanların varlığından tiksinebilirsin belki ama gerçek bu. yasaklarla anca insanın insana işkencesini arttırısın.

Eğer korkmazsan git batıyı hedefleyen porno sitelere bak birde doğuyu hedefleyen porno sitelere bak hangisinde tecavüz kategorisini göreceksin bil bakalım. ataerkillik ve cinsel tabuların yol açtığı sorunları aynı düşünceyle çözemezsin.

Yukarıda yazdığım gibi karşılaştırma yaparsak; çocuga vurmakla, yetiskine vurmak cocugu zorla yikamakla yetiskini zorla yikamak, cocugu zorla okula gondermekle yetiskini zorla okula gondermek, cocugu zorla calistirmakla yetiskini zorla calistirmak arasinda insani tahakkum alma acisindan hicbir farki yoktur.

Çocuk tabusu ve terör 150 yıllık geçmişleri var. batı merkezli tabular. günümüz de batı uygarlığının hakimiyeti olduğu için, bu nedenle bu kadar sömürülüyor her devlet tarafından. insanların itaat etmesi için en büyük korkularını kullanmayı çok sever devletler.


Çocuklar istediği gibi sevişebilir istediği gibi davranabilir isterse kameraya çeker paylaşır, isterse bugünkü kapitalizm gerçeği gereği bundan para kazanır.

O iki yüzlü ahlakınızı alında götünüze sokun. Sanki çocukken yorgana, duvara sürtünen aman şu öğretmenin bacağı açıldı diye dolaşan kişiler sizler değilmişsiniz gibi.


İnsanların kendisinden utanmasından çocukluktan itibaren sevgiden korkutup itaate zorlamak yetişkinlerin geçmişten gelen travmalarını tekrarlamaktan başka hiçbir işe yaramaz


Yukarıda yazdığım gibi insanların bu tabusunu kullanan devlet hiç umrunda olmasa bile otoritesini genişletmek için bunu çok güzel kullanır.


Okul veya Örgün Eğitim

Okullar toplumu militarize etmek ve endüstirileşmeye uyum sağlamak için kullanılmıştır. Bu sayede daha önce sınırları değişen büyük imparatorların sınırları arasında gidip gelen köye sahip insan vatanım vatanım demeye başladı.

Eğitilememiş işçilerin yaptığı ayaklandırmaları bastıran ve sonuçta insanlara devlet gibi düşünme bilincinin aşılanması ve devlet için götümü bile veririm diyen insan tipinin ortaya çıkması bu sayededir. Ayaklanmaları okula bağlamak ise yukarda yazdığım nedenlerden çok saçmadır. Ayaklanmaların artmasının nedeni bilginin halka ulaşımının artması yani iletişim kanallarının artmasıdır.(kitap, gazete, radyo, televizyon, internet kibin) okul ise bunlara rağmen insanı “evcilleştirmekten” başka işe yaramaz. Başka işe yaradığını düşünen varsa neden bugün bunca bilgi kaynağına rağmen insanların neden okula gittiğini sorsun kendine.


Yerçekimi, Kanun ve Teori karmaşası

Milli eğitim denilen çocuk beyin yıkama kurumunda yanlış şekilde öğretilen ve yanlış anlaşılan birşeydir. yerçekimi kanunu diye birşey yoktur. kütle çekim kanunu vardır.

Kanun vikipediye göre:

” Bir bilimsel kanun, gözlem ve deneylerle iyi desteklenip kanıtlanmış genel prensiptir. Tipik olarak bilimsel kanunlar, tarihi kayıtlardaki deney ve gözlemlerle örtüşen kısıtlı ilkeler kümesidir.”

“Ve genel kanının aksine, kanıtlanan teori (kuram) kanun olmaz. Kanunla teori arasında doğrudan, tamamlayıcı bir ilişki yoktur.Kanunlara örnek olarak verebileceklerimiz şunlardır: mendel kanunu newton un hareket kanunu.Fakat kanunla kuramı yani teoriyi ayırmak gerekir. M-kuramı Evrim Teorisi gibi”

teori vikipediye göre: “Kuram veya teori, sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünüdür.”

Şimdi teori ve kanun arasındaki farkı daha iyi anlamak için Şüpheci Meleğin Teori post‘undaki tanımı alacağım:

Özetle,

bilimsel bir gerçek, gözlemlenebilir doğal bir olaydır, (Evrim, yerçekimi, suyun kaldırma kuvveti gibi)
bilimsel teori o olayın nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalışır, (Evrim teorisi, yerçekimi teorisi, gibi)
ve son olarak bilimsel kanun, olayı matematiksel olarak formüle eden bir araçtır. (Yerçekimi kanunu, Arşimed prensibi gibi)

kısaca:

“Kanunlar, bir olayı tanımlar. Teoriler, olayı açıklar.”

gavurcası olanlar için wikipedia sayfaları:

http://en.wikipedia.org/wiki/Gravitation
http://en.wikipedia.org/wiki/Newton’s_law_of_universal_gravitation


Antropoloji ve “Irk Bilimi”

Antropolojinin anlamını insan(lık) bilimi zannediyorsunuz değil mi? Meb’e göre değil, meb’e göre irk bilimi imiş, yuh artık. Meb 19.yyda kalmış. Acaba bunlar biyolojide de Lamarck mı okutuyorlar?

Benim anlamadığım kelime anlamı da insan(lık) bilimi iken ve günümüzde de bu anlamda kullanılırken neden bu kadar coşkulu bir biçimde “ırk bilimi” olarak savunuluyor anlamadım.

Antropoloji ya da İnsan bilimi (Yunanca: άνθρωπος(antropos) “insan, adam” ve logia “bilim”; anthropologia, tarih: 1593[1]), insanın ve insanlığın incelenmesini konu alan bilim dalıdır.


Tımarhane ve Hapis

Bugünkü şartlarda, internetin ve tonlarca iletişim aracının bulunduğu dönemde ne diye çocukları yaşamlarının başlangıcında okullara kapatıyoruz?

Okuluda olanlar;

Dört duvar, gardiyanlar, zorunlu angaryalar, fiziksel ve psikolojik işkence, deli gömleği ve mutlak itaat.

Okulda olmayanlar;

Özgürlük, eşitlik, düşünce özgürlüğü, insanın kendini ifade edebilmesi, en temel doğal ihtiyaçları zorunlu olduğu zaman yerine getirmek.

Peki okulun işlevi bilgi öğrenimi değil mi? Okulda öğrendiğimiz bilgiler ne işe yarıyor? Hemen hemen hiçbir işe. Okulda geçirdiğim zamanı bilgisayar başında geçirseydim veya sırf kitap okuyarak geçirseydim kendi adıma çok daha fazla bilgi öğrenirdim. Peki ama devlet neden okulları yöneterek çocuklara işkencede bulunmayı amaçlar?

Okul insanları tek tip yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Tüm dünyada okullar bir devlete bağlı olduğu için okullar devletin uygun vatandaş(devlet kölesi) yetiştirme kurumudur.  Türkiye’de de bu durum farklı değildir.

Türkiyede herhangi bir eğitim kurumundan mezun olacaklardan olmaları beklenen vatandaş tipi;

-ulusalcı(Türk’ün türkten başka dostu yoktur görüşüne inanan fakat çok aşırı uçlara kaymayacak kişi)

-Atatürkçü(Atatürk yoktu düşman çoktu, atatürk geldi düşmanı yendi tarzı bilgisi olan. Atatürk ne yapmışsa doğrudur.(Adeta ikinci din))

-laik

-müslüman(su katılmış olacak. şeriat istemiyoruz diyecek. 11 ay içki içecek 1 ay günah diyecek)

bu vatandaş tipinde birşey var. Bu kadar birbiriyle çelişen ilkeleri bir araya toplarsan bir yerinden patlayacaktır. Milliyetçilik fransız devriminin kötü bir sonucu olmuştur. Bugünkü devletlerin dayanabileceği en sağlam propaganda yöntemlerindendir.

Atatürkçülükte zaten orjinal bir görüş değildir.  fransız devrimi düşünürlerinin görüşleri ve İtalyan faşizmi döneminden alınan fikirlerle oluşturulmuş bir görüştür.

Laik ve müslüman en garibi. Müslümanlık zaten saldırgan bir din. İnsanın yatak odasından girip savaşlardan çıkıyor. Bunu kontrol altına almak için diyanet kurulmuş. Peki bu kadar tehlikeli bir güç olan dini devletler neden mi kullanmak isterler?

“Din sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.” Seneca