Özgürlük ve Yabancılaşma

Üretim araçlarının mülkiyetinin ve bunların yardımıyla üretilenlerin belli merkezlerde toplanıp insanların bunları elde edebilmek için kendi bedenlerini satmak zorunda kalması olduğu sürece sanal bir özgürlük anlayışından öteye gitmek pek mümkün değil. Her türlü düşünceyi düşünebilirsin ama var olanı değiştirmeyip düzenli olarak işe okula gittiğin sürece

Bu durum elbetteki saf otokratik düzenlerden daha iyi ama kişilerin tam özgürlüğünü savunuyorsak belli bir azınlığın elinde toplanmış mülkiyetten bir parça koparmak için hayatının yarısını bu mülkiyet sahibi insanlara bırakmak zorunda olmak kişileri özgür hale getirmez.

Bunun gerçek hayatta yansımasını her gün işe okula giderken görüyoruz. Örneğin dünya üzerindeki insanların çoğu işine veya okula aman ne güzel diye gitmiyor. Yabancılaşmanın dozu o kadar yüksek durumdaki son yüzyılda insanlar kendini gerçekleştirme ihtiyaçları dolayısıyla artık “hobi” denilen kendini köle olarak satmak zorunda bırakıldığı iş dışında kendi sevdiği şeyi yapmayı icat etti.

Liberalizmin eksik yanı mülkiyetin kişiyi toplumdan bağımsızlaştırıp bireyselleştirmesini sağlayıp özgürleştiğini öne sürüp resme geniş açıdan bakamayıp aslında sırf kendi sınırlı mülkiyetini elde edebilenler adına konuşup bunlar dışındaki bunları üreten çoğunluğu tam tersine o sınırlı mülkiyet düzeyine bile erişemeyip kendini sürekli satmak zorunda kaldığını görmezden gelmesidir.

Reklamlar