Üniversitenin Özerkliği ve Sistem Dışı Çözüm

Üniversitenin özerkliği; katolik kilisesininde çıkarına olarak teolojiyi devletlere bağlı kılmamak için oluşturulmuş bir durum. Yoksa ortaçağ üniversiteleri kilise değil devlet güdümün girecek ve kilisenin hiyearşisinin üst kısmı ‘devletine bağlı’ kişilerden oluşacaktı.

Fransız devrimi oldu kilise amı götü dağıttı. Kilisenin ufaktan yeni yeni başlamış halka yönelik dini okulları gibi bu da devlet güdümüne girdi. ama kilise okulları gibi yeni oluşum ulus devletler tarafından kilise yerine devletin egemen olduğu public schooling’e çevrilebildi.

Public Schooling; devlet eğitimi, milli eğitim devletin egemen olduğu halkı küçük yaştan itibaren belli yaş gruplarına bölerek 19.yydaki fabrika benzeri(zil, mesela) belli bir müfredatla endoktrinizasyona uğratmasıdır.

İtaat eğitimi veya iyi asker iyi işçi yaratmak olarakta amaçları sıralanabilir.

Ama üniversite gibi köklü bir kurum bu kadar sert çevrilemedi. sonraki özgürlük dalgasıyla kısmen public schollinge göre daha özerk kaldı.

Günümüzde sosyalist çevrenin en rahatsız olduğu konulardan biride üniversitelerin piyasalaştırılmasıdır. Paradigmayı unutup kapitalist düzende sosyalizmi yaşayabileceğini umarak avrupadaki devletleri sosyal devlete dönüştürerek sorunun düzeleceğini sanarak sorunu büyütende bu görüş.

Kapitalizmin alternatifi hiyearşik bürokratik serfikilandırma kurumları değildir. Üniversiteler sosyal devlet dalgası sonrası neo liberalizm dalgası nedeniyle artık küçültülen devletlere bürokrat yetiştirme yeri olmaz. Bu durum diplomalı işsizler yaratır.

Kapitalizme nitelikli müdürler gerekiyor. Bu yüzden devlet kapitalizm anlaşması olan public schooling sonrası. Üniversitelerde 20yy ortası sekteye uğrasada devlet kapitalizm anlaşması yeniden sağlanıyor.

Özellikle Türkiye ve diğer 3.dünya ülkeleri açısından bakarsak bu devletlerde zamanında kapitalizm gelişmediği için devlet batıdan alınan bu modelleri kendine uyguladığı için yukardaki “iyi asker iyi işçi” formülasyonundaki kapitalizmin etkisi fazla olmayınca bu tamamen devletin hakim olduğu iyi asker iyi memur”‘a dönüşüyor

Ama yukarda dediğim gibi neo liberalizm dönemi dalgaları yeni yeni kapitalizmin hakim olduğu bu ülkeleri de etkileyince devlet küçülüyor ve okul aşığı 3.dünya ülkelerinin public schoolingi memur yetiştiriken devlet küçülmeye başlıyor. bunun sonucu ise gene bu ülkelerde çok fazla görülen diplomalı işsizlere yol açıyor. Üstelik kapitalizmde kendine uygun işçi, müdür bulamıyor.

Sistem zaten bunun ara yolunu bulmuş özel sertifika programları vb ile bunu geçici olarak hallediyor. Şimdi yetirce güçlendikçe eski yapıyı da bu duruma uyduruyor.

Bunun sonucunda tüm eğitim sistemi ve piyasalaştırılmaya çalışılırken veya günümüz paradigmasına uyumlu hale getirilmeye çalışılırken buna karşı çıkan kişiler eski bürokratik hiyearşik yapıyı savunur duruma düşüyor.

Bu nedenle sorunun kökenine inip artık üniversite olsun devlet okulları olsun bu konularda sendikaların işçiler için yaptığı gibi daha çok maaş talebi gibi parasız eğitimi değil bizi tahakküm altına alan bu paradigmaya karşı çıkalım.

Bunun içinden yapılan çözümler bu sistemi daha mistifikasyonlaştırır ve tabulaşmasına yol açar.

Önemli olan insanların emeklerine bir değer biçilerek emeklerini zorla satan ücretli köleler olmamasını savunmaktadır. Önemli olan İnsanların bir hiyearşi içinde düzenli olarak birbirlerini endoktirinizasyona uğratıp bu yolla sosyalizasyona uğratmamasıdır.


Okul veya Örgün Eğitim

Okullar toplumu militarize etmek ve endüstirileşmeye uyum sağlamak için kullanılmıştır. Bu sayede daha önce sınırları değişen büyük imparatorların sınırları arasında gidip gelen köye sahip insan vatanım vatanım demeye başladı.

Eğitilememiş işçilerin yaptığı ayaklandırmaları bastıran ve sonuçta insanlara devlet gibi düşünme bilincinin aşılanması ve devlet için götümü bile veririm diyen insan tipinin ortaya çıkması bu sayededir. Ayaklanmaları okula bağlamak ise yukarda yazdığım nedenlerden çok saçmadır. Ayaklanmaların artmasının nedeni bilginin halka ulaşımının artması yani iletişim kanallarının artmasıdır.(kitap, gazete, radyo, televizyon, internet kibin) okul ise bunlara rağmen insanı “evcilleştirmekten” başka işe yaramaz. Başka işe yaradığını düşünen varsa neden bugün bunca bilgi kaynağına rağmen insanların neden okula gittiğini sorsun kendine.


Antropoloji ve “Irk Bilimi”

Antropolojinin anlamını insan(lık) bilimi zannediyorsunuz değil mi? Meb’e göre değil, meb’e göre irk bilimi imiş, yuh artık. Meb 19.yyda kalmış. Acaba bunlar biyolojide de Lamarck mı okutuyorlar?

Benim anlamadığım kelime anlamı da insan(lık) bilimi iken ve günümüzde de bu anlamda kullanılırken neden bu kadar coşkulu bir biçimde “ırk bilimi” olarak savunuluyor anlamadım.

Antropoloji ya da İnsan bilimi (Yunanca: άνθρωπος(antropos) “insan, adam” ve logia “bilim”; anthropologia, tarih: 1593[1]), insanın ve insanlığın incelenmesini konu alan bilim dalıdır.