Anarşizm ve Makus “Tarihi”


19 yy anarşizmi birinci dünya savaşı ve sonrasında krize girdi ve ikincisine gelemeden öldü. İşçilerle ve diğer ezilenlerle bağlantısını kaybetti bunun sonucunda tamemen yok oldu. Güney Avrupa sosyalist geleneği olarak Güney Amerikaya falanda sıçramış olsada birkaç örnek dışında eski adıyla liberter sosyalizim yok oldu.

Şimdi kendini üretme çalışmaları tıkanan fikri olarak birkaç alkolik kafası iyi entel dışında savunulmayan anarşizm nihilizm ve niçe illetiyle öğrenci ergen takımı eğlencesi halinde devam edip ne olduğu belirsiz birşeye döndü. Ekonomik ve siyasi altyapısı kayboldu anlamı sadece ona buna isyan olarak yerleşti.

Anarşist kelimesi 19yyda kültürel olarak liberter sosyalistler tarafından ele geçirildi anarko olarak birçok fikre gelen otorite karşıtlığı eki dönemi sonrasında anarşizm tek kelime ve çok anlama tekrardan birleşti.

Bu tekrar birleşme sırasında anarkokomünizm ve benzer sosyalist anarkoları diğer anarşist görüşlerle beraber ifade etme zamanında ise zaten gücünü kaybetmiş eskiden tüm diğer anarşist felsefeleri kapsar durumdaki liberter sosyalizm eridi gitti.

Bugünkü anarşizmle anlaşılan kavramın bakuninle kropotkinle proudhonla malatestayla pek alakası yok. Sonra boş zamanımda bu yazdıkları çürütürüm belki marksın beceremediğini leninin stalinin becermesi filan ama bunlar zaten freebsd kullananlar kadar kalmış olan geri kafalı 19 yy anarşistleri kafalılar arasında çok tartışıldı.

Reklamlar

Çocuk Acımasızlığı ve Bencilliği

Çocukların diğer insanlara göre çok daha acımasız ve bencil olarak görülürler bunun nedeni ise;

Çocuk acımasızlığında sorun çocukların insanlar arasında yaşları nedeniyle en fazla baskıyı görmesi. Üzerinde her türlü otorite kurulan okula gönderilen cinselliği yok sayılan ve engellenen, bunun üzerine gösteri toplumu da buna kapak olunca insanlar acımasız olurlar.

Çocukların bencilliğine yol açan şey ise;

Her zaman efendilerinden birşey istemek zorunda bırakılması yani öğrenilmiş dilencilik durumunda olmalarındandır. Çocuklukta özellikle herşey için dilenmek(dışarı çıkmak içim, saat almak için dinazor almak için, yemek yememek için vb.) yani sürekli birinden birşey isteme durumu insanı aç gözlü yapar.

Aç gözlülüğe yol açmasının nedeni ise dilenme eylemi sonuçta bir otoriteye bağlı bir durum olması. Kendi itiyaçlarının ne kadarını bolca karşılarsan o kadar iyi çünkü ihtiyacını istediğin zaman alamayacaksın, otorite(baba, koca, abi) isteyince alıcaksın.

Çocuklarında kişi olduğu gerçeği ne zaman kavranacak? Yetişkinler için lütfedilen özgürlüklerden bile mahrum olmaları kendi tercihlerinin yok sayılması ne zaman bitecek? Çocuk tabusu arttığı sürece bu zor. En özgürlükçüsü bile çocuklara kişi olarak değilde, eğitilmesi gereken geleceğin yetişkini olarak bakıyorsa imkansız.


Üniversitenin Özerkliği ve Sistem Dışı Çözüm

Üniversitenin özerkliği; katolik kilisesininde çıkarına olarak teolojiyi devletlere bağlı kılmamak için oluşturulmuş bir durum. Yoksa ortaçağ üniversiteleri kilise değil devlet güdümün girecek ve kilisenin hiyearşisinin üst kısmı ‘devletine bağlı’ kişilerden oluşacaktı.

Fransız devrimi oldu kilise amı götü dağıttı. Kilisenin ufaktan yeni yeni başlamış halka yönelik dini okulları gibi bu da devlet güdümüne girdi. ama kilise okulları gibi yeni oluşum ulus devletler tarafından kilise yerine devletin egemen olduğu public schooling’e çevrilebildi.

Public Schooling; devlet eğitimi, milli eğitim devletin egemen olduğu halkı küçük yaştan itibaren belli yaş gruplarına bölerek 19.yydaki fabrika benzeri(zil, mesela) belli bir müfredatla endoktrinizasyona uğratmasıdır.

İtaat eğitimi veya iyi asker iyi işçi yaratmak olarakta amaçları sıralanabilir.

Ama üniversite gibi köklü bir kurum bu kadar sert çevrilemedi. sonraki özgürlük dalgasıyla kısmen public schollinge göre daha özerk kaldı.

Günümüzde sosyalist çevrenin en rahatsız olduğu konulardan biride üniversitelerin piyasalaştırılmasıdır. Paradigmayı unutup kapitalist düzende sosyalizmi yaşayabileceğini umarak avrupadaki devletleri sosyal devlete dönüştürerek sorunun düzeleceğini sanarak sorunu büyütende bu görüş.

Kapitalizmin alternatifi hiyearşik bürokratik serfikilandırma kurumları değildir. Üniversiteler sosyal devlet dalgası sonrası neo liberalizm dalgası nedeniyle artık küçültülen devletlere bürokrat yetiştirme yeri olmaz. Bu durum diplomalı işsizler yaratır.

Kapitalizme nitelikli müdürler gerekiyor. Bu yüzden devlet kapitalizm anlaşması olan public schooling sonrası. Üniversitelerde 20yy ortası sekteye uğrasada devlet kapitalizm anlaşması yeniden sağlanıyor.

Özellikle Türkiye ve diğer 3.dünya ülkeleri açısından bakarsak bu devletlerde zamanında kapitalizm gelişmediği için devlet batıdan alınan bu modelleri kendine uyguladığı için yukardaki “iyi asker iyi işçi” formülasyonundaki kapitalizmin etkisi fazla olmayınca bu tamamen devletin hakim olduğu iyi asker iyi memur”‘a dönüşüyor

Ama yukarda dediğim gibi neo liberalizm dönemi dalgaları yeni yeni kapitalizmin hakim olduğu bu ülkeleri de etkileyince devlet küçülüyor ve okul aşığı 3.dünya ülkelerinin public schoolingi memur yetiştiriken devlet küçülmeye başlıyor. bunun sonucu ise gene bu ülkelerde çok fazla görülen diplomalı işsizlere yol açıyor. Üstelik kapitalizmde kendine uygun işçi, müdür bulamıyor.

Sistem zaten bunun ara yolunu bulmuş özel sertifika programları vb ile bunu geçici olarak hallediyor. Şimdi yetirce güçlendikçe eski yapıyı da bu duruma uyduruyor.

Bunun sonucunda tüm eğitim sistemi ve piyasalaştırılmaya çalışılırken veya günümüz paradigmasına uyumlu hale getirilmeye çalışılırken buna karşı çıkan kişiler eski bürokratik hiyearşik yapıyı savunur duruma düşüyor.

Bu nedenle sorunun kökenine inip artık üniversite olsun devlet okulları olsun bu konularda sendikaların işçiler için yaptığı gibi daha çok maaş talebi gibi parasız eğitimi değil bizi tahakküm altına alan bu paradigmaya karşı çıkalım.

Bunun içinden yapılan çözümler bu sistemi daha mistifikasyonlaştırır ve tabulaşmasına yol açar.

Önemli olan insanların emeklerine bir değer biçilerek emeklerini zorla satan ücretli köleler olmamasını savunmaktadır. Önemli olan İnsanların bir hiyearşi içinde düzenli olarak birbirlerini endoktirinizasyona uğratıp bu yolla sosyalizasyona uğratmamasıdır.