Çeçen Direnişi iyi Kürt Direnişi kaka

Çeçenler direnişi için savunulan argümanların aynılarının kürt direnişi içinde geçerli olduğunu fark etmeden çeçen direnişini savunan türk-islamcı meseleyi sivil ölümüne getirirse okul baskınları metro bombalama hava alanı bombalamayı otobüs bombalamaları tren bombalarını kimin yaptığı belli. Ama nedense konu bu olunca bir akıl tutulması devreye giriyor. Neden sonuç ilişkisini yitiriyor. pkk terörist çünkü bebek öldürüyor diyen kişi okul basıp çatışmada çocukları arada kaynatan terör örgütünü? övüyor garip. Çeçenler direnişi ne kadar haklı ise kürt direnişide en az onun kadar haklı. Ama nedense çeçen savaşçısı kürt teröristi söylemi içindeki çelişkiyi fark etmeden çok kolay benimseniyor.

Kürtlerde çeçenlerde kendi yaşadıkları yerde hakim olan büyük devlete karşı savaş vermiyor mu? temel soru bu. Ama sorun isyan etmeleri ise çeçenlerde yaptı kürtlerde yaptı yapıyorlar. Kötü olan isyan değil. isyanı bastırmak insanların hareketini kendi egemenliğini korumak için yok etmektir. Eğer türkiye devletinde sscb gibi bir rejim kırılması olursa kürtlerde çeçenlerin yolunu izleyebilir ama tarih boyunca benzer zamanlarda yapılan çeçen ve kürt sürgünleri, yapılan asimilasyon aynı. 20 yyda hemen hemen aynı şeyleri yaşamış iki halk. İkiside egemen devletleriyle böyle mücadele eden iki halkın (özellikle türkiyedeki çeçen direnişlerini destekleyenlerin) birbirinin direnişini yok saymasını çok saçma buluyorum. Farkında olmadan kendi direnişlerinide baltalıyorlar.

Taliban olsun hamas olsun pkk olsun çeçenler olsun hepside temelde kendilerine egemen olan diğer devletlere karşı mücadele ediyor. Kimi taktikleri değerleri fikirleri farklı olabilir. Ama bu tüm bunların “ulusal mücadele” yaptığını değiştirmiyor. Azgelişmiş ülke milliyetçiğiliyle ister din ister sosyalizm ister korparatizm temelli görüşleri olsun hepsinin ortaya temel çıkış nedeni ve mücadelelerin nedeni bu.

Ben bu direnişleri meşru görüyorum çünkü hakim olunan grubun görüşleri ne olursa olsun başka bir grubun onun üzerinde zorla tahakküm kurmasını kabul etmiyorum. Ama bu direniş yöntemlerinin hepsini savunduğum anlamına gelmemesine rağmen bu halklara egemen olan ve olmaya çalışan Rusya Türkiye gibi devletlerin yaptıkları katliamları Rusyanın çeçenistanı adeta Sovyet artığı ordusunun her türlü silahıyla yerle bir ettiğini Türkiyenin Kürdistanı yıllar boyunca insansızlaştırmaya asilimile etmeye çalışıp, kürtleri katledip sürdüğünü ve ordusu ile yıllardır orayı bombaladığını biliyorum.

Eğer direnişleri dış mihraklar tarafında kışkıltılmaya göre açıklamaya çalışırsak hemen hepsi otomatik olarak geçersiz olur. Sovyetleri Almanya kurmuş olur, Türkiyeyi Sovyetler kurmuş olurdu. “Çeçen teröristleri” Türkiyeden destek görüyorken “kürt teröristleri” Avrupa ve Rusyadan destek görüyor diyip ikiside dış mihrakların oyunu denebilir. Çeçenler enerji kaynaklarına yakınlıkları nedeniyle batı tarafından Rusyaya karşı silah olarak kullanılıyor da denebilir tabiiki. Zaten tarih boyunca batılı devletler hep Rusyanın düşmanı olmuştur da denebilir, vatandaşların dini duygularını istismar eden kendi çıkarlarını düşünen bir avuç teröristte denebililir, zaten özerk devletleri var parlementoları var daha ne istiyorlarda denebilir bu değerlendirmeye göre.

Bu hareketlerin savunucuların birbirne düşman olması konusunda aslında meşruiyetlerine dayanıyor. PKK ile FKÖ rahatça anlaşıyordu. Şimdi bu direnişlerin savunucularının birbirine karşı durmasının nedeni birinin dini olarak diğerinin sosyalist-korparatist taraftan kendi “ulusal direnişlerine” meşruiyet yaratmış olması ve en önemlisi kafkas müslümanlarının “rus fethinden” sonra osmanlıya sığınmış, bu koşullar altında kendilerine osmanlı ile birleşik direniş meşruiyetlerini oluşturmuş olması.


Türk Tarihi ve Türk Tarihinin Yaratılması

Friendfeed‘te yazmıştım düzenleyip konuyla ilgili tarafını buraya da alayım.

Osmanlı zamanında bütün Osmanlı coğrafyasının, diğer devletler tarafından Türk olarak nitelendirilmesi gibi bir durum da sözkonusu. Bunu nasıl yorumlamak gerekir? – Mert Çayır

Yukarıdaki resimdeki gibi ulus devlet sonrası devletlerin kendilerine aradıkları meşruiyet kavramını tarihle karıştırmayarak Türk kavramı tarihini bilmek gerekir. Aşiretler halinde yaşayan bozkır topluluklarında hakim aşiret kendi ismini kabul ettirirdi hun, karahan, avar gibi.

Bunlardan Göktürklerin ticaret yoluyla arabistanla ilişkisi oldu. Bundan sonrada göçebe kavimlere ortadoğuda türkmen dendi. Avrupada doğudan gelen müslüman göçebe topluluklara arapların türk demesi nedeniyle türk dedi. arap ve avrupa bakış açısının benzerini osmanlıda uyguladı tüm avrupaya frenk dedi.

Türk kavramının yerleşmesi ise 19yy ve 20yy milliyetçilik hareketleridir. 19yy’a kadar anadoludaki insanlara sorsan türk değildi oğuzdu zaten.

Batıda türk deniliyor kafkaslardan gelenler türkçülük yapıyor derken en sonunda cumhuriyetle birlikte herkese aslında türk olduğu kabul ettirildi.

Kısaca köktürk hun avar karahan kayı oğuz falan aşiret isimleri veya onların türetilmişleri. 18yyda oluşan milliyetçiliğe göre bunları değerlendirmek imkansız. Türk kavramının bugünkü anlamı 19yyda yeni yeni oluşturulmaya başlanmıştı. Aynı mantığa göre tüm avrupa frenk zaten

Hatta iskitlerde aynı mantık heredota bugünkü milliyetçi açıdan bakarsak afrika dışında trakya sonrası ve baktria(afganistan) sonrası herkes iskit.

Benzer birşey yunanlılarda var. Yunanlılar yani ion aiol filan diye ayrılmayı milliyetçilikten sonra kabul etmiyorlar biz heleniz diyorlar. Bugün yunanistan kendine koyduğu ad hellas. makedonyaya o nedenle gıcıklar helen kavimi hellasta olur diye ama kimse takmıyor yunan grek falan diyor.


Milliyetçiliğin Üretilmesinde Cami

Friendfeed‘te yazmıştım düzenleyip konuyla ilgili tarafını buraya da alayım.

Milliyetçiliğin yaratılışında okullar kadar diyanet yoluyla tahakküm altına alınan camide etkili oldu.

Devletin din üzerinde tam bir tahakküm sağlaması için tüm özerk dini kuruluşlar kapatıldı(tekke ve zaviyeler). Sadece diyanet ile devlet yararına olarak din düzenlendi. Elhamdürillah türküm gibi sözlerde böyle ortaya çıktı. Yani dinle türkçülüğün birleştirilmişi olan garip birşey oluştu.

Halk üzerinde hakim olan türklük tanımı yani ortadoğu ve afrika dışındaki balkan kafkasya ve ortaasyadaki “müslümanlar” türktür anlayışıda böyle çıktı

Bu nedenle ders kitaplarında macarlar için falan “türklük bilincini kaybetmiş” denir.

Milli din yaratılamayacağı için islamı en iyi anlayan millet olan türk milleti söylemi bu nedenle yaratıldı.


Ulus Devletin Meşruiyet Kaynakları

Eskiden atalara tanrilara dayanan otorite saglayici mesruiyet, gunumuzdeki parlementer demokrasilerde halka dayaniyor ve bir tasla iki kus vuruyor. hem halk kendini efendileriyle ozlestiriyor ve efendilerine ayaklanmalari zorlasiyor, hemde manipule edilmis kalabaligi populizm sayesinde cok guzel kullanılabilir oluyor.

mesruiyetin halka dayandirilması ve bu tiyatronun oynanmasiyla mutlakiyetci rejimlerin devrilip yerine milli dininde devlete entegre edildigi ulus devletler ortaya cikti. buna dayanan mesruiyette sarsildigi icin kendilerini tanrilara veya atalara baglamayan oligarsi ve otokratlarda halkin ayaklanmasi sonucu gucunu kesfettikleri populizmde buldular.

Yeni din gibi yeni mesruiyet ve yeni millette devlete entegre edildi ve mesruiyet devletin mali olan vatandaslara dayandirildi. bu da aynen yukarda yazdigim gibi bu yeni mesruiyet kendini ozlestirme(insan kendine karsi cikmaz, futbol takimi tutmak gibi) ve eski mesruiyetin olusturdugu tabularin hasar almasindan kaynaklanir


Seçilmiş Oligarşi veya Temsili Demokrasi

Temsili demokrasinin yüceltildiği liberal demokrasiler özellikle eski tip merkeziyetçi temsili demokrasilerin en önemli sorunu tüm “ülke” denen yerdeki insanların çoğunluğunun seçilmiş oligarşiyi onaylama oyunu oynaması sonucu bireylerin veya küçük topluluklarının kendi başına karar vermesi devletin tekeli nedeniyle engelleniyor.

Liberal demokratik devletin en önemli özelliği temsili demokrasi veya seçilmiş oligarşi demek değildir. Özelliği kapitalizmin devletle çatışması sonucu oluşan devlet olmasıdır.

Demokrasi özgürlük için boyası. temsili demokrasi demokrasi değildir(ki bende demokrat değilim :)), her hangi bir otoritenin oldu yerde de özgürlükten söz edilemez.

Ne demek istediğimi anlatayım:

Monarsiden sonra gelen ulus devlet kapitalizmle devlet savasina donen liberal demokrasi ve sonra devlet hakim olursa fasizm ve solidarist ekonomi. liberal fasist yonetim olan anayasal e iki yonetimin arasinda kalmis bir yonetim bicimidir. ulus devlet ve sonrasinda kapitalizmin rolu cok buyuktur. ama kapitalizmin yol actigi ulus devlet sureci ve sonrasi kapitalizmin devlete hakim olma surecidir. devletin yerine kapitalizmi getirememis kapitalizmin hakim oldugu devlet olmustur.

kapitalizm devlet catismasi liberal demokrasiye, devletin bu mucadeleyi kazanip kapitalizmi tahakkum altina almasi solidarist ekonomi ve fasizme neden olur.

kısaca devlet ilerlemesi:

Monarşik Devlet —> Ulus Devlet —> Liberal Demokratik Devlet —> Faşist Devlet

İkinci Dünya Savaşı sonrası Liberal Demokratik Devlet ve Faşist Devlet arasına “Anayasal demokrasi” veya benim uydurduğum kavram olan Liberal Faşist devlet girdi:

Monarşik Devlet —> Ulus Devlet —> Liberal Demokratik Devlet —> Liberal Faşist Devlet —> Faşist Devlet

Liberal devlet halkını gaza getirmek için bu kavramları kullanır. Ki günümüzün batı toplumu ikinci dünya savaşından sonra liberal demokrasiyi aşıp faşizme gelmeden durmuştur. Bugünkü devlet anayasal denetlemeli liberal demokrasidir. Ben bugün batı devletlerine liberal faşist demeyi uygun buluyorum.

Nedeni ise eski Liberal devlette tam olmayan rejim muhafızı sistem(anayasa mahkemesi) yeni liberal faşist devlette bulunur.